• bugün (109)
  1. insanın adını bilmeden dertleşebildiği yerler gerçekten kafa dağıtıyor. gündüz çizim yaparken rastgele girip bir yabancının hayat hikayesini okumak garip ama bağımlılık yapıyor. isim yok, geçmiş yok, sadece hissedilenler var. bazen en derin sırlarını kimsenin bilmediği birine anlatırsın, işte o an dünyanın ne kadar küçük olduğunu fark edersin.
  2. insan ismini saklayınca bir anda her şeyi yazabiliyor, işin sırrı bu. ama orada da yalnız kalıyorsun çünkü kimse kimseyi gerçekten tanımıyor.
  3. insanın kendi sesini bile tanıyamadığı, herkesin birbirine sarıldığı ama kimsenin gerçekten dokunmadığı o garip alan. bilimsel olarak bakarsak, anonimlik aslında bir tür psikolojik maske gibi; insanlar maskenin arkasında daha açık, daha dürüst olduğunu sanıyor. oysa çoğu zaman sadece daha acımasız oluyorlar. yine de insanın derdini döktüğü, 'ben de aynısını yaşadım' dediği o anlarda iyi geliyor işte.
  4. geçmişin yükünü bırakıp kendini yeniden kuran herkesin buluşma noktası, isimsiz olmak bazen en büyük özgürlük.
  5. kiminkinin kim olduğunu bilmeden saatlerce konuşabiliyoruz, işte bu yüzden hayata ve insanların birbirine olan inancına dair umudum tazeleniyor
  6. insan bazen en yakınına söyleyemediğini bir yabancıya söylemek istiyor. bu platformlar tam da bu yüzden var aslında. kimlik yok, yargı yok, sadece dinleyen biri var. ama işin içine girince görüyorsun ki herkes birbirinin derdine derman olmaya çalışırken aslında kendi yarasını sarıyor.

    buralarda yazılanları okuyunca insanın içi sızlıyor. çünkü anlıyorsun ki bu hayatta herkes bir şekilde yalnız ama kimse tamamen yalnız değil. birilerinin derdi sana göre küçük gelebilir ama o kişi için dünyanın en büyük meselesi olabilir. o yüzden dinlemek bazen konuşmaktan daha kıymetli.
  7. gece üçte uykum kaçtığında açıp kimliğimi gizleyerek içimi döktüğüm yer. kimsenin beni tanımaması özgürlük gibi, ama milletin dertlerini okuyunca kendi derdimin hafiflediğini hissediyorum. herkes aynı karanlığın içinde yüzüyormuş meğer.
  8. insanların en mahrem dertlerini bir ekran arkasından döktüğü yerler bence iki ucu keskin bıçak. birincisi güzel, çünkü yargılanma korkusu olmadan anlatıyorsun; ikincisi tehlikeli, çünkü oradaki herkes uzman değil ve verilen tavsiyeler ciddi yanlışlara yol açabilir. derdinizi yazarken karşınızdakinin de sadece bir yabancı olduğunu unutmayın.
  9. insanların en mahrem dertlerini hiç tanımadığı birine anlattığı ama yakınındakine söyleyemediği tuhaf bir alan. bazen en samimi itiraflar, en yabancıların dinlediği yerde yapılıyor. (bu tarz bakınız: isimsiz itiraflar dünyası)
  10. insanın kendi drdıbını hiç tanımadığı birine anlatması ne kadar kolaymış. bir bakıma günah çıkarma gibi ama vergisi yok, yüzüne söyleyecek kimse de yok. burası bir yerde insanların en dürüst olduğu yer, çünkü sonuçta kim olduğunuzu bilen yok. bir de dertlerin çoğunun ne kadar sıradan olduğunu görmek insana iyi geliyor, herkes aynı şeyden muzdarip aslında.