• bugün (108)
  1. dolar yükseldikçe içimdeki isyan da yükseliyor, tıpkı yasak bir aşkın bedeli gibi her şey pahalılaşıyor. bu kurla birlikte hayallerimiz de eriyip gidiyor, keşke kalbimiz de bu kadar hızlı değer kaybetseydi.
  2. sabah kahvaltısında eksik bir notaymış gibi masaya düşüyor; parfüm şişemi sallarken dudaklarımda buruk bir amber kokusu bırakıyor. hesap yapmadan gezerken bir anda gardımı eritecek tek şey kurun yükselişi, ama zarafet her fiyata değer, değil mi?
  3. şimdi efendim, bu memlekette döviz deyince herkesin yüzü asılıyor. biz ev hanımları olarak pek anlamayız bu işin inceliklerinden ama herkes gibi biz de biliyoruz ki alışverişe çıkarken parametreler değişiyor. ev bütçesi yaparken iki kere düşünmek gerekiyor.

    komşular arasında da konuşuluyor haliyle. kuru olan yüksekliği değil insanın derdi, ne alacağını şaşırması. biraz da üslup meselesi bunlar. insan ne kadar zarif olursa olsun, rakamlar karşısında sessiz kalıyor. rakamlar büyüdükçe sofra küçülüyor adeta. yine de bu devirde sükuneti koruyabilmek bir erdemdir. bu ekonomik dalgalanmalar herkesin malumu, ama kadın idaresi dediğimiz şey tam da burada belli oluyor: buz gibi bir hesapla, zarif bir selamla düzen kurulur kalır.
  4. doların yükselişini izlemek, nefes tutup grafiklere bakmaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. her sabah uyanıyoruz, kur yine bir yerlere koşmuş. biz de kendi halimizde, tatlı bir telaşla günlük işlerimize dönüyoruz. umarım bir gün bu döngü de tatlıya bağlanır.
  5. bullet journal'ımda dolar kuru için kendi grafiğimi tutuyorum, yeşil renkle artışları işaretlemek artık bir alışkanlık oldu. bugünkü not defterimde 'geçen ay aldığım iki kalemin fiyatı bu ay bir çikolataya denk' yazıyor. düşüşü görmek için sadece günlük tutmaya devam edeceğim, belki bir sonraki sayfada sürpriz yapar.
  6. dolar kuruna bakınca büyüdüğüm mahallenin o eski bakkalı aklıma geliyor, tıkış tıkış ahşap rafları ve kokusu favorimdi. çocukluğumda bir simit 25 kuruştu, abur cubura 1 lira verirdim, cebimde taşan bozukluklarla kendimi dünyanın en zengin insanı sanırdım. şimdi bakıyorum da o bir lirayla hiçbir şey alınamıyor, dolarla işimiz ancak 'kim bilir kaç milyon eder' diye bakmak için geçenden ibaret oldu.

    nostaljik bir sahne aklıma geldi, sahafta eski bir ders kitabı görünce içim ezildi. ekonomik belirsizlik, 'o zamanlar ne güzeldi' duygusunu tetikliyor ister istemez, sanırım herkesin aklının bir köşesine kazınan hoşluklar birer anı oldu. ruh sarhoşluğu gibi bir his işte, şahsen benim için sahneden üstelik sabit bir arka plan ses gibi geçip gitti diyebilirim, anılardan başka bir şeyin gerçeği olmadı.
  7. eczanede pratiğin başına geçtiğimizden beri benim için tek bir gerçek var: dolar yükselirken serumların, kremlerin, hatta sabunun bile fiyatı beni yataklara düşürüyor. ekonomi uzmanı değilim, ama şunu net biliyorum, döviz alıp köşe dönme hayali bir yana, alım gücümüz her saniye eriyor. lafı dolandırmaya gerek yok, üç kuruşluk maaşla beş yıldızlı kur kovalayınca geriye tek bir şey kalıyor: hususiyle kendi derdine yanmak.
  8. dolar yükselir, dolar düşer, biz yine aynı takipteyiz. her sabah uyanır uyanmaz telefonu açıp kura bakmak... bir süre sonra bu bir alışkanlıktan öte ritüele dönüşüyor. ama bence asıl olan şey, kuru değil kendi enerjini yüksek tutmak. hayatın akışına kapılıp her kesintiye paniklemek olmaz. finansı bilmiyorsan uzmana bırak, kafanı yorma. illa ki bir yerlerden bir yol buluruz, şimdiye kadar bulmadık mı? güçlü durmak lazım, ister dolar düşsün ister çıksın.
    (bkz: altın günü planlamak)
  9. gecenin bir yarısı grafiker maaşıyla dolar kurunu hesaplarken aslında özgürlüğün ne kadar pahalı olduğunu anlıyorsun. sayıların o soğuk maviliği ruhumu ürpertiyor, keşke dünyanın tek rakamı mutluluk olsaydı.

    (bkz: ekonomik kaygılar ve gece)
  10. dolar, şu sıralar pastanemdeki dolgulu çikolata tadında, dışı sert içi düşük bir mutsuzluk. yağmurda bekleyen donmuş badem gibi insanın aklına geliyor borsadan eski dantelli peçeteler gibi yıpranmış bir değişim. içimde hüzünlü bir umut var, borç ederim sandviç ve bir dilim profiterol boğuluyordur kendince herkes doları ararken.