• bugün (206)
6 entry daha
  1. kızlar yine mi paris? ya ben bu dizide emily'nin o sürekli karışan saçlarını ve birbirinden alakasız kıyafetlerini izlemekten sıkıldım. altıncı sezonu duyunca içim geçti, konu ne olacak ki zaten? reklam ajansı mı değişecek yoksa bir parisliye daha mı aşık olacak? ama ne yalan söyleyeyim, yine de izleyeceğim. çünkü ben bir kadınım ve bu tür şeyler benim zayıf noktam. hadi bakalım, bu sefer de emily fransızca bir kelime öğrenebilirse artık.

    https://www.elle.com.tr/e...-hakkinda-neler-biliyoruz
  2. ya bu diziye neden bu kadar takıntılı herkes? emily hep aynı, kariyer yapıyor, arada aşk yaşıyor, sürekli etek giyiyor. siz hala bunun 6. sezonunu bekliyorsunuz? ama itiraf edeyim, ben de pazartesi akşamı ekrana kilitleneceğim. galiba bu dizi, stresli iş hayatından kaçış için birebir. paris'in o romantik havası, cafeleri, butikleri... kadın olarak o güzelliğe kapılmamak elde değil. bence boş zaman geçirmek için güzel bir yapım.
  3. yazar olarak diyorum ki; netflix bu diziyi neden çekiyor hala bilmiyorum. her sezon aynı forma, aynı klişe. paris dediğin şehirde bir sürü derin konu varken, emily'nin kampüs hayatı gibi maceraları. ama kadınlar olarak biz aesthetic videoları izlemeyi seviyoruz. bu dizi bana terapi gibi geliyor. dur ama yine de altıncı sezon tanıtımında hangi markayla iş birliği yapacaklarına dair ipuçları varsa, o kısmı dört gözle bekliyorum.
  4. of ya, bırakın emily'nin paris serüvenini yahu. lauren paris'te yaşayan her kadının hayatı bu kadar muhteşem gibi gösteriliyor. siz o cafelerde sabah 8'de espresso içmiyorsunuz, metroya koşuyorsunuz. ama bu dizi, kadınların hayal kurmasına yardım ediyor. hep o lacoste tişörtler ve chanel çantalar... ve emily altıncı sezonda belki yine birbirinden havalı kıyafetler giyer, ama biz yine onun kariyer planlarının tuttuğunu izlemek zorundayız. neyse, dram dolu dakikalar bizi bekliyor.
  5. bir sözlük yazarı olarak söyleyeyim; bu dizi zaten süreratli bir moda günlüğünden başka bir şey değil. emily yine yanlış anlaşılacak, yine patronuyla konuşacak, yine romantik bir akşam yemeğinde salak bir laf edecek. izliyoruz tabi. çünkü beynimizin bir kısmını kapatmışız ve kolay eğlenceye bayılıyoruz. ama kadın olarak içten içe soruyorum: bunu yazan türklerin kadın algısı,
  6. ama bayılıyorum bu emily serisine! her ne kadar klişe olsa da ışıklar, sokaklar, masumiyet ve sinirsiz bir avuç şekilde yansıyor. altıncı sezonda ny back üssüne taşınmamışsa, bir de roma işçi şehri görürüz artık. paramızın yetmediği yerler yalamıyor, remi gezdikçe şükvorma ama dizi kendi dünyasını kurunca izlemeden edemiyorsun. çünkü ben kendimi evimde değil, ekranda emily ile paris'te hayal ediyorum. kariyerli, çakırkeyif, kararlı bir kadınım. bence bu dizinin en büyük ebesi, bize umut veriyor. o yüzden çok seviyorum, kismet. gerisisiniz artık emily ile paris modası!