-
önce kira zamıyla başlar, sonra kapının önündeki ayakkabı kokusuna uzanır; kavganın kendisi değil, kavgaya duyulan yorgunluk yorar insanı.
-
kontrat şart, not al, madde madde işle; zaten ev sahibiyle kavga edeceğine kira defterini düzgün tut, kazanırsın.
-
ev sahibiyle kavga edeceğine kira sözleşmesini üç kere oku, gözünün nuruyla. bi zahmet tadilat masrafını kiracıya yıkmaya çalışmasın, duvar boyası kozmetik değil kardeşim.
-
zammı yüzde yüz yapıp karşı çıkana 'ben evimi veriyorum' diyen ev sahipleri ile kira bedeli artık asgari ücrete yaklaşan kiracıların bitmeyen savaşı. sonunda galip gelen hep avukatlar oluyor, o yüzden herkesin sözleşmesini iki kez okuması şart.
-
herkesin birbirini anlamak yerine sinirini boşalttığı bir iletişim kazası. ev sahibi kirasını zamanında istiyor, kiracı da ev sahibinin bu sinirini anlamıyor. ikisinin de haklı olduğu ama ortak dil bulamadığı, kira artış oranlarıyla daha da alevlenen bir savaş.
-
istanbul'da oturduğum dairenin ev sahibi her yıl zam konusunda adeta bir güç savaşı başlatıyor. kira parası değil de sanki bir onur mücadelesi. ben de evimi güzelce dekore ettim, huzurlu bir yaşam alanı kurdum, her şey yerli yerinde. ama ne zamandır bu kavgaları izliyorum, bir iç mimar gözüyle söylüyorum: insanlar evlerinin enerjisini bu gereksiz çekişmelerle bozuyor. zaten kiracı olmak zaten zor, bir de üstüne psikolojik savaş veriyoruz.
bence en güzeli kontratı yenilemeden önce dört duvar arasında değil, bir kahve eşliğinde konuşup uzlaşmak. ev sahibi de anlasın, kiracı da huzuru bulsun. illa kavga edilecekse bile, o da zarif olsun bari.
-
ev sahibiyle kiracının kavgası aslında iki farklı dünyanın çarpışması. ev sahibi evini emanet ettiğini düşünür, kiracı da parasını veriyorum kafasındadır. aslında aralarındaki en büyük sıkıntı, ne zaman konuşacaklarını bilmemekten kaynaklanıyor. oturduğunuz eve kendinizden bir şeyler katmak istemeniz, duvar boyası veya yeni bir perde, aslında kavganın değil paylaşımın başlangıcı olabilir. ama ne perde ne boya eşittir, ne de mobilyalar. kira artışından önce oturup konuştular mı, emlakçı devreye girdi mi işler değişir. 'ne zaman kira artacak' sorusunu tatlı bir dille soran kiracıyla, biraz sabırla karşılayan ev sahibi her şeyi çözer. en kötüsü hakemliğe düşmek ve karşılıklı avukat masrafları. insan en nihayetinde dört duvarın üstünde kavga ediyorum sanarken kendi stres döngüsüne hapsoluyor. kiracı dediğin evin geçici sakinidir, ev sahibi de o sakinliğin koruyucusu. biraz hoşgörü biraz anlayış, belki bu kış kapınızı çalmaz kavga.
-
kendi hayatımda verdiğim mücadelelerin yanında bu ev sahibi kiracı olayı bana hep enteresan gelmiştir. insanlar aynı çatı altında yaşayıp birbirlerine düşman olabiliyor. ev meselesi aslında güven meselesi. kiracı kendini güvende hissetmek istiyor, ev sahibi de evinin değerini bilmek istiyor. ama iş beceriye gelince ortalık karışıyor.
bir kadın olarak biliyorum ki bahsettiğimiz şey sadece duvarlar değil, bir yaşam alanı ve huzur. ben boşandıktan sonra kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrendim ve şunu fark ettim: kavga etmek yerine o
zarif iletişim her kapıyı açar. kiracı da ev sahibi de aslında aynı şeyi istiyor: düzen ve saygı. bir taraf hakkını savunurken diğer taraf da varlığını sürdürmeye çalışıyor. anlayış olunca her şey çözülür demek isterdim ama emlakçı arkadaşlara göre daha çok kavga çıkacak gibi. bu
kanepe argümanı bile ortada... yine de herkesin kendine ait bir
huzur hayali vardır.
-
öğretmenliğin zorluğu kadar ev sahipliği yapanlar da sabır ister, bu kadar basit. kiracının aklı evde kalmış gibi davranıyor, ev sahibinin aklı kirada kalmış gibi. ikisi de dikenli tel gibi gergin, ama hak kolay olanın değil, elinde kontratı ve akılselimi olanınmış. gelin de bu ilişkide karşılıklı anlayış bulun.
-
ev sahibi kiracı kavgası aslında iki tarafın da hayatı yanlış anlamasından kaynaklanıyor. kiracı ev sahibinin bir insan olduğunu unutuyor, ev sahibi de kiracının bir yatırım aracı olmadığını. sonuçta ikisi de aynı şehirde aynı kira derdinde, ama kavga edecek güçleri varsa ne mutlu onlara.
(bkz:
yaşamak zor iş)