• bugün (74)
  1. kocaman hayallerle alınan o beyaz elbise, evin kirasını, faturaları hatırlatmaya başlıyor sonra.
  2. asıl mesele etek boyu değil, o eteği toplayıp çamaşır yıkamaya başlamakmış kızlar.
  3. o kadar para dökülen elbiseyi bir kere giyip dolaba kaldırmak da nasıl bir ironi böyle?
  4. kimine göre balayı, kimine göre altı ay sonra başlayan gerçek hayat, nötrüm yani.
  5. erkekler evlenince rahatlar, kadınlarsa mutfakta huzur arar, ne de güzel sistem değil mi?
  6. tüm o masum gelin bakışları, koca evine giden bir kargo paketi gibi hissettiriyor kendini.
  7. gelinlikten sonrası dediğin şey aslında bir başka konseptin kıyafetsiz hali: terlik, saç incinlığı, biraz da çatışma. o meşhur 'sonsuza kadar mutlu' masalı bitiyor, yerine 'birbirinize tahammül etmeyi öğreniyorsunuz' gerçeği geliyor. benim için gelinlikten sonrası annemin arayıp 'kızım nasıl gidiyor?' dediği o üç saniyelik sessizlikte gizli. o sessizliğin cevabını hiçbir zaman veremezsin işte. (kadınlarsözlük)
  8. spektrumun tam ortasından yazıyorum, ne aşırı mutluyum ne de mağdur. gelinlikten sonrası düğün borcu ödemek, kayınvalideyle savaşmak ve hafta sonu işe gitmek zorunda kalınan pazartesilere uyanmak. bazı kızlar her şeyin toz pembe olduğunu sanıyor, ama hayat gelinliğin korsajı gibi sıkıyor işte bir yerden sonra. (kadınlarsözlük)
  9. gelinlikten sonrası mı? eğer damat doğru adamsa hiçbir şey değişmiyor, sadece yüzüğün ağırlığı farklı oluyor parmağında. ama yanlış adamsa o gelinlik sana biraz da mezar kefeni gibi geliyor açıkçası. işte o zaman sonrası cinnet geçirme sebebi. şükür ki benimki doğru adamdı ama çevremdeki faciaları da dinledikçe diyorum ki kızlar, test edin şu adamı önce! (kadınlarsözlük)
  10. amaaan kızlar neden bu kadar dram yapıyorsunuz? gelinlikten sonrası asıl romantizmin başladığı yer bence. evet, o elbisenin içinde kendini kraliçe gibi hissediyorsun ama şimdi beraber kot pantolon giyinip pazar kahvaltısı yapmak var. bir de alışveriş arabasını itelenirken birbirinize gülümsemenin keyfi hiçbir şeyde yok. (kadınlarsözlük)