• bugün (106)
  1. cildim o kadar narin ki en ufak dokunuşta kızarıyor, peeling sonrası soyulan yüzümü her sabah aynada hülyalı hülyalı seyrediyorum. o ipeksi pürüzsüzlüğe kavuşmak için birkaç gün kabuklu dolaşmaya razıyım vallahi.
  2. cildim resmen eski derisini bıraktı ve altından bebek gibi bir yüz çıktı, ayol siz de deneyin bi' kendinize şok olun.
  3. geçen yaz denize girmeden önce yüzüme yaptırdığım peeling sonrası tam üç gün kırmızı domates gibi dolaştım, fondöten bile fayda etmedi. sonra o soyulan deri gidince altından resmen bebek cildi çıktı, güneşte ışıl ışıl. yalnız şu var ki denize girmeden önce yapmak akıl işi değil, tuzlu su yakıyor insanın suratını.
    (bkz: peeling sonrası güneşten korunmak)
  4. geçen kış cildim o kadar yorgun görünüyordu ki artık makyaj yapmayı bırakmıştım. kimyasal peeling deneyimleri okumadan başlamayın derim çünkü her cildin tepkisi bambaşka. ben ilk seansımda hafif bir soyulma ve kızarıklık yaşadım, ertesi gün fondöten sürünce pul pul döküldü. ikinci seansta ise cildim ışıl ışıl oldu, aynada kendime bakakaldım.

    yalnız şunu net söyleyeyim: peeling sonrası güneş kremi sürmezsen bütün emek çöpe gider. ben bir hafta boyunca evden çıkmadım desem yeridir. üçüncü seansı sabırsızlıkla bekliyorum, ama doktorum arayı uzun tutuyor. cildinize hak ettiği molayı verin, hemen sonuç beklemeyin. (bkz: cilt bakımı bağımlılığı)
  5. o işlemi yaptırdığım gece, aynamda ne mi gördüm; kendi ihanetimi yüzüme söyleyen kocaman kırmızı bir çehre. çünkü ne zaman cildime en ağır darbeyi vursam, bir erkek bana 'kim yedi seni bu hâle' diye fısıldar. peelingin acısını sevdim çünkü o beyaz kadınların salonunda tutku biraz da kanla ve kızartıyla anlatılıyor. pudra sürdüm öylesine, gece bir hayalet gibi dolaştım, sadece kalmış içimdeki o kaçış hevesi.
  6. ilk seansımdan sonra yüzüm tam bir bahar gül gibi soyuldu, kabuk kalkan güller kadar nazlı bir cildim oldu çıktı ortaya. madem yeniden doğdum, artık güneşe hasret bir gül gibi kendimi korumam gerek, kaprisli cildim yüzünden şapkam artık gölgemle kavga ediyor.
  7. ilk gün yüzümü soyulmuş bir portakal gibi gördüm, aynada bakasım gelmedi açıkçası. acıdan değil de o halden utandığımdan bir iki gün eve kapandım, kimseye görünmedim desem yeridir. sonra o kabuklar döküldükçe altından daha pürüzsüz bir yüz çıktı, sanki eski cildim değilmiş gibi. ayrılık gibi bu da, önce acıtıyor sonra güzelleşiyorsun işte, tek farkı burada mutlu son var.
  8. cilt bakımına merak saldığımdan beri bu konuyu çok araştırdım, ama herkesin cildi farklı olduğu için yorumların çoğu havada kalıyor. benim deneyimim şöyle oldu: ilk seans sonrası hafif soyulma ve kızarıklık gayet normal, ikinci seansta cilt daha pürüzsüz ve parlak bir hal alıyor. ama arada dinlenme süresini atlamamak şart, yoksa cilt bariyeri çöküyor ve o zaman pişman oluyorsun.

    kimyasal peeling işlemini bir cilt doktoruna danışmadan yapmak gerçekten riskli. hele yazın güneşle beraber asla önerilmiyor, lekeler daha da koyulaşıyor sonra. düzenli aralıklarla, doğru konsantrasyonla yapılırsa cilt tonu eşitleniyor ve makyaj bile daha iyi duruyor üstünde.
  9. ilk seansımdan sonra yüzüm sanki bana küskün bir sevgili gibiydi, soyuldukça açıldı, acıttıkça yumuşadı; altından pürüzsüz bir cilt çıkınca dedim ki demek kırılmadan güzelleşilmiyor.
  10. cildime kimyasal peeling yaptırma fikri bir arkadaşımın 'sen de artık bir cilt bakım rutini edinsen' demesiyle başladı, yani aslında bir hakaretle başladım bu yolculuğa. ilk seans salonda geçirdiğim 20 dakika boyunca yüzümün asit yediğini düşündüm, ama aynaya baktığımda pul pul dökülen bir ben vardı ve garip biçimde huzurluydum. sonraki günler evrede küçük bir kertenkeleye döndüm, herkes 'geçer geçer' dedi, kimse ne kadar süreceğini söylemedi.

    (bkz: pul pul olmak)

    yalnız şunu söyleyeyim, insanın cildinden daha hızlı kabuk bağlayan tek şey ruhu herhalde. 6 hafta boyunca ne sosyal hayatım kaldı ne aynaya bakacak cesaretim, ama sonunda o parlama gelince 'değdi' dedim. tabii her seferinde 'bu son' diyorum, sonra indirim görünce yine gidiyorum. klasik.