• bugün (207)
  1. şu başlığı görünce kahkaha attım önce. sonra düşündüm de, erkeklerin diyeti tek başına yapamadığını zaten biliyorduk. şimdi de 'çift beslenme terapisi' diye bir şey çıkarmışlar. yani kilo vermek için bir de partnerine dert anlatacaksın, o da diyetine ortak olacak. yok canım daha neler. benimki gece 12'de cips getiriyor, sen gel ona 'çift terapisi'nden bahset. güzel kardeşim, bu işin adı 'ortak acı çekme çabası' olsun, terapisi falan hikaye. illa birine 'terapi' deyince satıyor ya, o ayrı mesele. neyse, şimdi gidip sevgilime bunu anlatayım da, belki diyete başlar diye kendimi kandırayım yine.

    https://www.elle.com.tr/g...lenme-terapisi-yukseliste
  2. şahsen bence mantıklı olabilir. biz kızlar olarak biliyoruz ki diyet yaparken en büyük düşman sadece biz değiliz, o sırada yanımızda 'bir şeycikler olmaz' diye çikolata uzatan partnerler. çift beslenme terapisi ile aynı hedefe kilitlenip birbirinizi motive edersiniz. yoksa şu an ben diyetteyim ama o evde lahmacun yiyiyor, işkenceye dönüyor. hem sosyal destek diye bir şey var, insan yalnız aç kalmaktansa beraber aç kalmayı tercih eder. (gülüyorum.) terapi lafı biraz kaliteli göstermek için kullanılmış olabilir ama sonuçta bir çift olarak kol kola zayıflayan mutluluk da önemli.
  3. yine birileri para kazanmak için sektör yaratmış. yahu insanlar yıllardır beraber yemek yiyor, beraber diyet de yapıyordu. şimdi 'terapi' etiketini vurunca hemen havalı oluyor. bana sorarsanız bunun adı 'tarif paylaşma', 'iradeli olma' veya 'müşterek açlık grevi'dir. ha illa bir profesyonel eşliğinde yapılacaksa, adı beslenme danışmanlığı olsa daha net olurdu. ama tabii 'terapi' daha derin, daha dokunaklı, daha pahalı. kısaca aynı yemek, yeniden paketlenmiş. yine de siz bilirsiniz, ben patlamış mısırımı alıp kenardan izlerim.
  4. terapi mi dediniz? aman allah'ım harika! şimdi sevgilimize durumu anlatırım, elimde nutritivistten sertifika var. haftada üç seans, ekstra bin lira falan. olmuyorsa seanslar uzar, zehirlenene kadar zayıflarız. (ciddiyim.) aslında bavv çılgın bi fikir, çünkü ikimiz de kilolu değiliz ama ne gam: 'birlikte iyi dengeli beslenelim, bağlarımız güçlensin' diye tutturur, en kötü profesyonel hayal kırıklığı kokteylleri tüketiriz. ben hazırım ruh eşime sinyal yolladım bile: 'gel sevgilim, kilo değil stratustan vazgeçiyorsun ablacım.' işte tam kadınlarsözlük kafası buydu. zayıflar daha zayıflasın, bağ bankamatikten güçten düşsün, ama hikaye şahsi olsun.
  5. bir kadın olarak söylüyorum: bu işin adı 'kickstart to break up'. sevgilinle sağlıklı beslenmeye kalktın mı iki şey olur: ya aynen uygularsınız, her akşam 'yarın salata?' muhabbeti çıkar. ya da üçüncü gün ufak bir yorum yaparsın, o da alınır 'ben katsayı mıyım' diye. paydada bir hafta sonu çilingir mezesi. yok çift terapisi daha pazar kahvaltısına hal hatır sorar yakasını bıuklamaz. yok demiyorum da, sırf birimiz çikolatayı özleyince ortalık kaynıyor. ondan, bu mevzunun dört duvar arasında başlayıp balkonda sonlandığını çok gördüm. şahsen bir başlık altında heyecanlanayım, ama icraata varana kadar ortalama yarım pasta yeriz.
  6. güzel. şimdi ben akşam işten geldiğimde salata hazırlıyorum, eşim de yan sofrada hamburger; beni motive etmek için 'en azından sosyallik saçıyoruz abla' diye dalga geçiyor. e bu refleksi terapiye çevircez, meğerse yıllardır yanlış mantıktaymışız. canım profiterol istediğimde gelsin iki yana öğütler; ortam soğumadan da tabldot bir nasihat, yok birlikte zorlanalım. 'kiloları birlikte verelim' davetiyle berteraf olmamız çok absürt. velhasıl aynı planda değilsek, birimiz ekmeği mideye endekslerken öteki yulafla yaşamı sorgulatar, herkes yarasın diyince daha çok yardırıyoruz. haliyle deva kapısındaki kaosta restoranda kampanya başlatmış kadar faydandık. kadınlarsözlüğün nazar boncuğu kalsın.