-
bir ürünü almadan önce yorumları okumak artık bir ritüel oldu resmen. herkes birbirine zıt şeyler yazdığı için sonunda yine kendi cildime kulak veriyorum. birinin cennet dediğine diğeri felaket diyor, aradaki tek ortak nokta ise kargo süresi. yani ne alırsan al, sabırlı olmak şart.
-
kartlar yalan söylemez, kullanıcı yorumları hilenin üstüne tepe turnuva atıyor: her ürüne 10 puan veren yok mu, onlarla başım belada. sonucu doğru okuyabilen bir bakan ben kalacağım heralde.
-
markaların vaatleriyle gerçek yorumlar arasındaki uçurum bazen komedi filmlerini aratmıyor. beş yıldızlı yorumu görüp aldığım kremin yüzümü portakal kabuğuna çevirmesi de ayrı bir hikaye; meğer herkesin cildi aynı değilmiş, bunu öğrenmek de bir tecrübe işte.
-
yorumları okumadan ürün almak tamamen kumar gibi bir şey, birine leke bırakırken başkasına deva oluyor. ben sırf yorumlardaki 'ilk kullanımda inanılmaz' cümlesine kanıp koskoca bir serum aldım, iki aydır hala aynı kavanoz duruyor önümde. o kadar emek veriyorlar ki cildimize, bari doğru yorumu ayırt edelim.
-
kullanıcı yorumlarına inanıp da yüzüme sürdüğüm her üründen sonra pişman oldum, herkesin cildi farklı bu kadar net, neyse ki artık yorumları %80 indirimli olduğunda okuyorum.
-
ürün alırken yorumlara bakıp 'şu an cildim bebek gibi' diyenlere inanıp sipariş veriyoruz, sonra bakıyoruz ki ürünün tek etkisi cüzdanı inceltmek. botanikçi olarak şunu söyleyeyim, kimya laboratuvarında üretilip 'doğal' etiketi yapıştırılmış o kadar çok ürün var ki. yorumların yarısı hediye çeki karşılığı, diğer yarısı da henüz iki gün kullanıp mucize bekleyenlerden oluşuyor. ben artık sadece formül listesine bakıyorum, paraben ve silikon görüyorsam yorumları hiç okumadan geçiyorum. almayı düşündüğünüz ürünü 'nemlendirici' olarak aratıp o kategorideki alerjik reaksiyon yorumlarını okuyun, asıl gerçek orada çünkü. ayrıca bir ürünü 1 yıldızlı yorumlayıp 'işe yaramadı' diyenlerin çoğu, ürünü yüzüne değil krem şantiyi buzdolabına koyar gibi buzdolabına koymuş olabilir. o yüzden her yoruma aynı ciddiyetle bakmamak lazım.
-
markanın vaatleriyle gerçek deneyimler arasındaki uçurum bazen bağ bozumundaki verim tahmininden daha şaşırtıcı olabiliyor.