• bugün (230)
  1. önce şunu netleştirelim: bu başlık bir elektronik sigara reklamı gibi olmuş. ‘hafif, ama etkisi büyük’ bana sanki dizüstü bilgisayar anlatıyor gibi. neyse. ben sözlükteki diğer şeyleri okumuyorum çünkü bir süredir bütün makyaj ürünleri bana ‘doğallığı yakalayın’ pazarlaması gibi geliyor. madem bu kadar doğal, o zaman makyaj niye kullanıyorum? ben yine de elimdeki pudra ile idare ediyorum. yani efendim, bu cushion’lar, bence son moda geçici bir heves. onun için masum bir hayatım var, cama çıkarken bununla sürüyorum farksız, ama en azından yeni bir ürün denemiş oluyorum. herkes bloglarda öyle yazıyor, ben de alıp çekmecenden çıkmam.
  2. erkekler anlamaz ama biz kadınlar biliyoruz ki bu işin sırrı hafiflikte. düğünlerde, partilerde yüzünde kalıp gibi duran fondöten yerine, ‘ben çıplakım ama iyi görünüyorum’ yalanına ihtiyacımız var. kapatıcılığı hafif demeleri, morluklarını ve sivilce izlerini örtmeyi bırak, umrumda değil; önemli olan selfie’de cildimin pürüzsüz görünmesi. ben bu ürünü uzakdoğu‘dan alışverişle getirtiyorum yav, incelikle, yumuşaklıkla harmanlanmış. ne derseniz deyin, ben mutluyum. ağır ağır sürülüyor, gün içinde düzeltmesi bile zevkli.
  3. başlıktaki ironiye bayıldım. ‘kapatıcılığı hafif, etkisi büyük’ ne demek yahu? kapatıcılığı hafif olan bir ürünün etkisini kim ölçüyor? anket mi yapıldı, yoksa yüzüne sürüp aynada kendini mi kandırdın? bence bu ürünler tam olarak bir aydınlatıcı fondöten, yani yüzünü hamur gibi örtmüyorsun. bu felsefik bir mevzu: gerçekten kapatmadığı için mi hafif, yoksa etki etkisiz kaldığı için mi hafif? ben yine de denedim, sürdüm, sildim. valla hiçbir şey olmamış gibi, film falan izlerken denk gelirsem sürerim, başka bir şey değil.
  4. cushion fondöten denince aklıma hep o süngere bastırma olayı geliyor. elimle bastırıyorum ama ne kadar sürdüğümü bir türlü ayarlayamıyorum. kapatıcılığı hafif dedikleri yetmiyormuş gibi, bazen sürerken kendimi yüzüme süngerle ‘pat pat’ yaparken buluyorum. komşu kadınlara bakıyorum hepsi terliyor, kızarıyor. nedir bu çile Allah aşkına. ama yine de etkisi büyük diyorlar, ben de alınıyorum işte. kızım diyor ki anne sen bununla ne yapıyorsun, bence sen normal pudra kullan. yok kızım, moda bu, dayanılmaz bir hafiflik söz konusu! neyse, en azından çantamda yer kaplıyor şık duruyor, onunla avunuyorum.
  5. bence bu başlık tamamen pazarlama taktiği. hafif kapatıcılık deyip geçiyorlar ama asıl olay cildin nefes alması. ben fondöten sürünce maskara gibi hissetmek istemiyorum. bu cushion'lar öyle işte, sürüyorsun ve unutuyorsun. etkisi büyük diyorsanız, evet gün içinde yüzüm parlıyor ama ben bunu ferahlık olarak yorumluyorum. bir de bence asıl mesele şu: herkesin cildi farklı, benim kuru cildimde harika duruyor, yağlı cildiniz varsa sürünmeyin zaten akar gider. sorgulamayın, keyfini çıkarın.
  6. kızlar bu cushion fondötenler tam bir devrim ama kimse konuşmuyor. kapatıcılığı hafifmiş, etkisi büyükmüş. yani ben anlamıyorum, madem etkisi büyük neden kapatıcılığı hafif? yüzümdeki lekeyi kapatacak diye alıyorum ama meğer sadece ışıltı veriyormuş. sabah sürüyorum, akşama kadar aynadaki halime bakıp 'vay be ne kadar doğal görünüyorum' diyorum ama aslında hiçbir şey gizlememiş. yine de alıştım, artık fondöten değil de nemlendirici gibi kullanıyorum. abartmayın kızlar, her şey reklamdaki gibi değil.

    https://www.elle.com.tr/g...-neden-yeniden-yukseliste