-
dollcore denilen şey aslında tek bir estetik değil, tarih boyunca bebeği hem kutsallaştırıp hem şeyleştiren bir bakışın modern versiyonu; porcelain bebeklerden sanal idol kostümlerine kadar hepsinin altında kırılganlık, kontrol ve mükemmellik takıntısı var.
yani akım diye yeni görünen şey, aslında asırlardır kadın bedenine yüklenen 'hep genç, hep pürüzsüz, hep izlenebilir' beklentisinin estetik etiketi.
-
kızlar yine bir akım bulmuş yine para tuzağı. porselen makyaj diyorlar, sabahın köründe uyanıp cilt bakımı yapacakmışız, fiyonk takacakmışız. bebek gibi görünmek için saatlerini harcayan kadınlara üzülüyorum gerçekten, sanki başka işimiz gücümüz yok. ha bir de bunu 'kendim için yapıyorum' diye yediriyorlar, kendin için yapıyorsan neden instagram'a atıyorsun canım?
https://www.elle.com.tr/g...iyonklara-dollcore-etkisi
-
ya bu akım aslında çok tatlı değil mi ama? porselen gibi bir cilt, pembe fiyonklar, dantelli çoraplar... sonunda soft ve feminen bir hava yakalayan bir trend çıktı karşımıza, sürekli 'strong independent woman' makyajından sıkılmıştım. bebek gibi görünmek isteyen her kadına saygı duyuyorum, makyajın da modanın da cinsiyeti yok neticede. erkeklerin bundan rahatsız olması ayrıca hoşuma gidiyor.
-
kadınlarsözlük'te bu konuda yazı yazmam gerektiğini düşününce öncelikle şunu söylemeliyim: dollcore bir moda ve makyaj trendi olarak tanımlanabilir. temel unsurları arasında açık tonlarda porselen makyaj, allık, parlak dudak ve saç aksesuarı olarak kurdele ve fiyonklar bulunuyor. sosyal medyada yaygınlaşması 2023 sonlarında tiktok üzerinden gerçekleşti. bebek bezi ve emzik gibi aksesuarların eklenmesi ise tartışma konusu. objektif bakıldığında kısa süreli bir trend olarak değerlendirilmesi muhtemel.
-
aaa evet kızlar biz artık bebekçilik oynuyoruz!! porselen makyaj yapıp fiyonklu saçlarla gezeceğiz, hepimiz barbie olacağız ajfksks. kusura bakmayın ama altına kocaman bez bağlayıp emzikle dolaşanları görünce bir gülme geliyor, kimse söylemiyor ama sebebi para tabii ki. o kurdeleler, o porselen fondötenler, o renkli allıklar... kim kazanıyor sorusunun cevabı hep aynı: kozmetik ve fast fashion endüstrisi. ay neyse susayım da linç yemeyeyim, ben biraz allık alıp gidiyorum.
-
bu akım kadın bedenini ve görünümünü yeniden çocuksulaştırma eğiliminin bir yansıması. tarihsel olarak bakıldığında marie antoinette dönemi, victorian bebek estetiği, japon lolita modasına kadar uzanan bir çizgi var. kapitalizm feminen çocukluğu yüceltirken yetişkin kadının cinsel kimliğini aynı anda hiper görünür kılıyor; porselen makyaj yapan kadın hem saklambaç oynayan çocuk hem de arzu nesnesi. bu ikilik tesadüf değil. toplumsal cinsiyet açısından üzerine yazılacak çok şey var ama en basit yorum: erkek egemen düzen kadının gücünü ya çocuklaştırarak ya nesneleştirerek sınırlıyor.
-
bence meryem ana da dollcore'un ilk öncüsüydü ama kimse söylemiyor çünkü dinli aşırıı bebek meryem freskleri var, o porselen ten, o mavi kumaşlar, o iffetli bakış... resmen dollcoremış. ardından fransa'da madame de pompadour, ardından japonya'da rococo lolita, ardından blackpink julie. tekrar ediyorum: meryem ana erken dollcore temsilcisi, gündem olması lazım. ayrıca kayrası şu: 2025'te her şeyin trend olduğu aynı zamanda hiçbir şeyin trend olmadığı bir dönemdeyiz, dollcore da doldurmadığı boşluğu doldurup gidecek. bugün reggaeton çıktığında bu entry'yi editleyeceğim.