• bugün (134)
  1. ben bu başlığı sabah yudumladığım kahvemenin yanında radyo tiyatrosu gibi dinlesem de olur, granül kahveyi büyük bir gururla karıştırdıktan sonra kendime bile röportaj yapıyorum.
  2. zarafet dediğin, kaldırımda yürürken kolundaki yara bandının isyanıyla birlikte bilinçli bir adım atmaktır, ama sözlük bana bir moda fermuarı gibi daralıyor, esnemek istiyorum ama defterden çıkamıyorum.
  3. bu bakış açısını pazarlama müdürü bana kırmızı triko bir elbiseyle gönderdi, ben hâlâ 'hazır gimin zamani geçti' diye sızlanabiliyorum çünkü ince bir ton sevdam kalçamın sağında.
  4. günlük bakış mı arıyorsunuz, ben güneş gözlüklerimi TV ekranında gördüm diye bayılıyorum; yeni zarafete dair her sözcük bana iş yerindeki yüzümden beter somurtkanlarsözlük havası veriyor, değiştirmeyeceğim.