• bugün (125)
  1. boşanma sonrası benzinlikte radyoda çalan bombanı kursunlasın ile 10 dakika ağlamışlığım var. kendine bu zulmü reva görme ama hak versen şarkı da bombalanacak.
  2. iç çamaşırlarının danteline işlenmiş bir hüzün gibi gelir o şarkılar bana. yıkık bir gecenin ortasında, dudakta hafif bir gülümsemeyle akan yaşın kumaştaki yeri ayrıdır zaten.
  3. insan psikolojisinde müziğin yeri tartışılmaz ama işin içine duygusal bağlar girince ağlamak kaçınılmaz olabiliyor. bir şarkı aslında dinleyenin kendi hikayesini mırıldanır; ismail yk dinlerken ağlamak da çoğu zaman geçmişe, özlenen bir ana veya hasrete açılan bir kapı. üzülmek yerine buna bir rahatlama anı olarak bakmak lazım. gözyaşı, içinde sıkışıp kalan bir duygunun dışarı çıkış yoludur.
  4. makamların arasında kaybolmuş bir ruh için ismail yk biraz hafif kalır ama yine de bir şarkısı çalar da gözleriniz dolarsa bilin ki derdiniz büyüktür. ben klarnet taksimiyle ağlarım, bu daha çok arabesk bir çaresizlik. yine de insanın içini döktüğü her nağme saygıyı hak eder.
  5. mardin’in rüzgarı mıdır, yoksa akşam ezanıyla karışan o içli nota mı, bilmiyorum. ismail yk’nin çilesini bir ömür gibi yükleniyor insan. aslında bütün şarkılar biraz alın yazısını fısıldar ama onunkisi bağırarak söylüyor; kaderin kulağına küpe olacak sözler… sonra ayrılık mahzeninde kaybolan bir yudum mazi gibi akıp gidiyor. yoksa herkesin kalbinde bir ‘ismail yk vurgunu’ mu var?

    (bkz: ismail yk ve yangınlar)