evlilik dediğin şey iki kişilik bir yolculukken bazen arka koltukta kaynana ve görümce de oturuyor. her güzel evliliğin bir sınavı vardır elbet, bu sınavın adı da 'kaynana tatlısı mı yoksa ekşi mi' sorusunda gizli. sabır ve anlayış en büyük silah, tabii bir de ara sıra kaynananın tariflerini övmek iyi gelebilir.
(bkz:
kocanın iki yakası)
(bkz:
gelinlik hikayeleri)
(bkz:
dengeyi korumak)
türk aile yapısının en zorlu yanı bu sanırım. kaynana hep haklıdır, görümce de onun küçük versiyonu olarak peşinden gelir. evlilik birleşince size güya iki kadın daha ekleniyor ama kanunen onların dinlenme odanızda söz hakkı yok. tavsiyem her şeyi usulca uzaktan sevin. habire olaya dahil olurlarsa en güzel silahınız mesafeyi korumak.
(bkz:
biraz soğuk durmak iyidir)
üç kişilik bir evlilik gibi bir şey, bir de eşiniz var arada kaynıyor tabii.
uzun yıllardır evliyim, iki çocuk büyüttüm, bu işlerin üstesinden gelmesini bilirim. kaynana ve görümce konusu aslında sabır ve sınır işidir. onlara fazla yakınlaşıp samimiyet kurmaya çalışmayacaksın, ama düşman da olmayacaksın. kendi evinin düzenini kurduysan, kimse gelip o düzeni bozamaz. eşine de bu konuda net olmalısın; sen onun karısısın, ailesi de ailesi ama evin hakimi sensin. ben kaynanamla aramı hep mesafeli ve saygılı tuttum, görümceyle de öyle. onların dediğine laf yetiştirmedim, kendi doğrularımı da kimseye ezdirmedim. işin sırrı şu: gülümse, kabul et, ama kendi kuralını içten içe uygula. zaten bir süre sonra herkes kendi yerini bilir.
uçakta kadınlar bazen bana soruyor, 'kaynananla görümceyle aran nasıl?' deyip anlatmaya başlıyor. hepsinin ortak tarafı şu; aranızda uçak mesafesi olacak ama bazen kabin içi ikramı gibi laflar geliyor, kapıdan girerken başlıyor. bazen düşünüyorum da iletişim, bir uçak yolculuğu gibi; rotanız belli, türbülanslar önceden yok ama idare bazen iniş yakar. neyse ki ben seyahat etmeyi seviyorum, kendi kanatlarımı çoktan açtım. tavsiyem şu; birbirine karışmasın diye düğünde alınan hediye olarak kalmasın bu işler, kimi sevdiyseniz eve öyle girin.