• bugün (136)
  1. kusama'nın lekeleri sonsuzluğu falan anlatmıyor canlarım, anlattığı şey aslında hepimizin içinde büyüyen o boşluk hissi. ben de tıpkı onun gibi bazen kendimi nokta nokta kaybolmuş hissediyorum, ama benim noktalarım süpermarketteki indirim etiketleri. sanatı filan anlarım da, bu kadın bana kendi mutfağımdaki desenli fayansları hatırlatıyor, ona mı yanayım?

    https://www.elle.com.tr/e...sonsuzluga-acilan-dunyasi
  2. ya şu kadıncağızın emeğine bakın, hallerine bakın. sergiye gittim, o noktaların arasında yürürken kendimi evrenin bir parçası gibi hissettim, ağladım resmen. bizimkiler 'ne bu çocuk oyuncağı' dedi ama anlamazlar, kadın ruhunun derinliklerini anlatıyor, hem de ne anlatış. keşke benim de böyle bir sığınağım olsa, evdeki kaosun ortasında.
  3. dekorasyon açısından baktım, fena değil. hani bir arkadaşım var, evinin her yerine polaroid basmış, duvarlar nokta nokta, bu da ona benzemiş. sanat tarihi okumadım, 'sonsuzluk' demişler, ben de yazıyorum. girişteki dev balkabağı heykeli bence geri dönüşüm kutusundan çıkmış gibi, ama neyse, herkesin zevki farklı.
  4. ben gidip de bu sergiye para mı verdim, deli miyim? olm her sene aynı şey, aynı noktalar, aynı kabaklar, aynı 'sonsuzluk' lafı. üç senedir aynı temayı sömürüyor, ardına da '80 yaşında bir kadın olarak' pozu ekliyor. kapitalizm işte, ölümü bile pazarlarlar. bu arada süslenmiş odalarda beş dakika sıra bekledim, içeridekiler saniye sayıp 'hadı süreniz doldu' diyorlar. ekşi sözlük'te açsam daha derinlik vardır be, hatta kimse oraya gitmesin.
  5. bence bu kadın harika, özellikle noktalar dizilmiş aynaların içinde kendi'n var hissi kaybolması. şu stream sözlüğü'nden kovuldum bi ara, dayanamadım hemen buraya yazdım. kadınlarsözlük'e layık bir sergi, renkler arasında ruhumuz sakinleşiyor, kendimizi büyülü bir ormanda gibi hayal ediyoruz. kimi kardeşlerimiz sabırsız işte, bana sorarsan herkes bi soluklansın da o sonsuzluk harmanında biz de bi parça olalım.