-
son zamanlarda sıkça duyduğumuz bu kavram aslında hayatımı sessizce gözden geçirmemi sağladı. ders çalışırken bile kendimi sorguluyorum, ne kadarını gerçekten isteyerek yapıyorum diye.
iş hayatının koşuşturmacasında insan kendine zaman ayıramıyor. bu tarz durumlarda içine kapanmak, sadece yapılması gerekeni yapmak ve kenara çekilmek bir savunma mekanizması gibi geliyor bana. belki de birazcık mesafe koymak, kendimle baş başa kalmak istiyorum. bu tarz bir eylemin ne kadar sağlıklı olduğunu kestiremiyorum ama en azından farkındalık yaratması iyi olmuş diyebilirim. iç sesimle uzun bir konuşma yaptım bu konuda, galiba dengeyi sessizce değiştirme vakti geldi.
-
kartlarda bu durum sürekli yinelenen bir temayı işaret ediyor. ruhlar bir noktada yorulur ve pasif bir geri çekilmeye geçer; bu da çalışanın kendi enerjisini koruma savaşıdır, yeni bir başlangıcın habercisidir.
-
dilbilimci gözüyle bakınca bu kavramın adı bile başlı başına bir paradoks; istifa etmeden istifa etmek. çalışanın kendi sınırlarını çizmesi aslında, işverene karşı pasif bir direniş dili yaratıyor. kadınların bu konuda biraz daha 'sessiz' olması da ironik değil mi
bakınız içi iş hayatında kadın dili
-
bence sessiz istifa denilen şey aslında sadece insanın kendine saygısı. işe koşa koşa gitmektense bütçemi ayarlayıp bare minimum çalışıyorum, kalan zamanda muhasebe derslerime çalışıyorum. patron kızıyor ama fena değilim.
-
abi yani çalışmıyorum daha rahatım ofiste saat sekizi geçince iş gelmez bana bu tarz bir durum işte. psikoloji dersinde hocamız anlattı geçen gün mesai fazlasına hayır demekmiş bu z kuşağı işi aslında. ben de hala derslerden kaçmaya çalışıyorum bu tarz minimalist bir yaşam hedefim.
-
çalışanın iş tanımının dışına çıkmadan, sadece maaşı kadar çalışması durumu. evren de denge ister, bazen insanın da sınır koyması gerekir.