• bugün (211)
  1. ya kızlar ciddi ciddi soruyorum, sezane nereden nereye geldi böyle? ben ilk çıktığında o mis gibi parisli şıklığını, o sade ama bir o kadar da zarif parçalarını severdim. şimdi bakıyorum da ne görüyorum? her şey pırıl pırıl, simli, gümüşlü, pandora boncukları gibi takılar moda olduysa o başka bir şey ama sezane'nin o sadeliği bence çoktan gitti. ayakkabıları falan da öyle, otoparkta topukluyla dolaşacak halim yok ya, eski sezane'yi geri istiyorum, bu yeni hali bana fazla geliyor, fazla! (ağlamaklı)

    https://www.elle.com.tr/m...ri/szane-nereye-evriliyor
  2. e yani, marka büyüyeceğim diye ruhunu mu satıyor ne? eskiden butik bir havası vardı, az üretir, özel parçalar çıkarırdı. şimdi herkesin üzerinde aynı mont, aynı elbise, aynı çanta. instagram'da beş kişiden üçünde sezane var, kalan ikisi de yılbaşı indirimini bekliyor. bu kadar yaygınlaşınca da o 'özel hissettiriyor' tarafı bence öldü. ne bileyim, artık daha çok fast fashion'a benzemeye başladı, kalite de tartışılır tabii. çok üzücü ama gerçek bu.
  3. bence o kadar da kötü değil, sadece değişiyor. moda dediğin şey değişimdir, sürekli aynı şeyi üretse oturur kalırdı. belki de pandora gibi takılara geçmesi, o yeni nesil kızların sevdiği bir şey, ister kabul et ister etme ama sezane hala çoğu markadan daha kaliteli ve zarif bence. fiyat/performans olarak da fena değil, almak istemeyen almasın, marka düşünsün. ben birkaç parça beğendim, hatta sezon koleksiyonu gayet başarılı, çok da kurcalamayalım bence. (kendi alışveriş sepetini işaret ederek)
  4. of ya, sezane ne zamandan beri kapitalizmin kraliçesi oldu? bu takı işini, bu kadar arkasını koymalarını falan anlayamadım. paris masallarıyla, sözde el yapımı ipek elbiselerle büyüdük, meğer hepsi pazarlama kurnazlığıymış. şimdi de retro pantolonları, bol kesim gömlekleri satmaktan bıktılar herhalde, kadınların 'ben şöyle bir kadınım' demesi için üzerlerine altın rengi zincirler takıyorlar. komik yani, herkes birbirine benzemeye çalışıyor ama farklı olduğunu sanıyor. bunlar hep kurumsal stratejiler işte, sakın inanma.
  5. şimdi şöyle bir şey var, ben bir erkek olarak bu başlığa bakıyorum. sezane denilen yer benim için kadınların birbirine 'nereden?' diye sorduğu ve sonra da saatlerce dükkanının internet sitesinde geçirip 'stokta yok' dedikleri bir muamma. evrildiği ya da evrileceği konusu da bana çok egzotik geliyor. ben yalnızca fiyatların arttığını ve satışlardan sonra 'her şey tükendi' yazılarının daha da sık göründüğünü gözlemliyorum. ama bu trende kapılıp kız arkadaşın 'bak ne güzel' deyip sana fiyat etiketini yırtarak bakacağını da bilirim. şu işin kafasını bıraktım ben.
  6. bence herkes aynı şeyi tartışmaktan bahsediyor ama müşteri kitlesi de değişti. sezane’nin eski hedef kitlesi 20’lik kızlar değil ki zaten, o ineceik ve zarif kadınlar vardı ya, hani şu ekmek kızartmaya kıyamayıp brunch'ta avakado ezen tipler (bir gün yiyeceğim) bunlar artık orta yaşlı blogger oldu, patlıcan püresi gibi içleri daha da bayat ve iddialı. yani marka da onlara göre evriliyor, artık daha çok 'lüks tüketim' tarafına yaslanıyor. biraz ironik ama herkes bir yerden bir yere savruluyor, moda ve piyasa böyle işte. bir tek takıların %99'u pirinç diye duydum ama neyse, ben almayanlardanım zaten.