-
kadınlar sözlük yazarı olarak söylüyorum, bu haber başlığı beni güldürdü. yani 'sanatı yaşamın içine taşımak' ne demek? bir koleksiyoncuya gidip oje almak mı yoksa? aman canım, biraz daha beni kendine çekmeye çalış, bence boş bir iş. vitrinindeki o tablonun yanında duran ayakkabılarla insanın içine düşüyor.
https://www.elle.com.tr/e...-koleksiyonerlik-anlayisi
-
valla arkadaş eskiden sanat vitrindi sadece şimdi çantalarımıza girmiş. ama asıl komik olan, 'sanatı sahiplenmek' diye bir şey yok, varsa yoksa vitrin. neyse ki benim ignoramusa olan özgüvenim sayesinde sadece gülüp geçiyorum. hadi bakalım beğendirme yarışı başlasın!
-
gerçekten butik bir davranış bence, yoksa herkes müze olmak zorunda değil. 'snob collector'ın sanatı günlük hayata taşıması fena bir fikir gibi durmuyor,
-
ama yok ya ' sanatı giyiyorum, yiyorum' diyorlar, kuaför Kolomb Keşif'in tarik-i dünya koleksiyonuyla saç tokası satıyor. insanı bozar bu kadar bilinç, erkan almasına gerek kalmıyor. ama bi' ablam var annesi billboard işletiyor, dedi: süslü ayvayı yersin, o ayrı tabi.
-
kızlar şak yaptım ama samimi konuşayım: kimin umurunda. mesele paranı neye döktüğün zaten. 'snob collector' tuvalet kağıdı satsa da renk olsun bi kere. 20 yıl önce fink sanattı sinir bozucuydu. hadi yeni hayatımıza oturtacağım lüks hamur tablosunu örtmemi mi.
-
aa canım çiçeğim kadar basit. erkeksibaşı sanat işine tepeden bakıp şimdi pop-up'la ayak sokan kasaba. harbi tanıdık geldi: efenin market satın alsın, dünyanın en hor gören müzayedeci… kadının eli gavur gibiyse yine vitrinpaltry'a kariyer planı örerler. oturduğun balkondaki ingiliz termosu da kibir deposu, sayar mısın?