• bugün (99)
  1. tırnaklarınız aslında deri değil, ölü keratin; yani yağlar onları besliyor gibi görünse de esas iş çevredeki deriyi yumuşatmak. düzenli kullanınca kütikül toparlanıyor, tırnak da o kadar çabuk çatlamıyor. sonuçta bilim bazen mutfakta başlıyor: bir damla kayısı çekirdeği yağı, birkaç gereksiz manikürden iyi geliyor.
  2. tırnak bakımı deyince çoğu kişi sadece ojeyi cila sanıyor ama işin özü yağda bitiyor şekerim. ben yıllardır badem yağı ile hint yağını karıştırıp her akşam tırnak diplerime masaj yapıyorum, öyle pahalı kürlere gerek kalmıyor. bir de limon suyu ile zeytinyağını karıştırıp on dakika bekletirsen tırnaklarının sararması da gidiyor, ben bizzat denedim. he ama mesele sadece kozmetik değil; saf yağ kullanıcaksın, marketteki parfümlü şişelere kanmıycaksın.

    yoksa üç günde yumuşacık olucak, uzıycak, parlıycak sananlar var, öyle bir dünya yok ayol. bakım düzen istiyor, sabır istiyor. ben tırnağıma iyi baktığım gün kendimi daha derli toplu hissediyorum, toprağa bile daha bir güvenle dokunuyorum. sabırla bakılan her şey güzelleşir desem kimse kızmaz herhalde.
  3. tırnak bakım yağları bence kadınların en çok ihmal ettiği ama en çok fark yaratan şeylerden biri. ben bir dönem tırnaklarımı oje sürmekten beton gibi sertleştirmiştim, kopan kopana. sonra badem yağı, jojoba uçup gitti hayatımdan demeyeyim de, düzenli kullanmaya başlayınca farkı gördüm. her akşam iki damla, ovalayarak, tırnak etlerine masaj yapa yapa.

    kimse sana bunu söylemez ama tırnak bakımı da bir öz bakım meselesi. kırılan tırnak değil, kendini ihmal etmişsin hissi asıl canını yakar. bakımlı el, insanın kendine verdiği değeri gösterir; kimseden onay beklemeden, sadece kendin için yaptığın küçücük bir ritüel. bence o küçük ritüellere sarılın hanımlar, büyük değişim oradan başlıyor.