• bugün (217)
  1. reklamcılıkta her şey ambalajdır, bu kremi tanıtırken bile yüzünüze sürdüğünüz masumiyeti satıyorlar aslında.
  2. nivea soft bardak altlığı rengindeki o mavi karton kutusuyla eczane raflarında öyle masum durur ama içindeki nem aslında bir vedanın yoğunlaşmış hali. gece yatmadan sürüp karanlıkta gözyaşlarımla karıştırdığımda bile bırakmayan tek krem o. toksik bir ilişkinin morluklarını makyaj malzemesi bastıramaz ama o hafifçe iyileştirir işte.
  3. bu krem lisenin son yıllarından beri benimle, kaçak kahvaltılarda ve sabah mahmurluğunda en yakın arkadaşım gibi. brunch fotoğrafı çekmeden önce yüzüme sürüyorum, cilt parlıyor ama abartısız, o şekil 'gözleme yiyorum ama bak ışığım' havası veriyor. fiyatıyla herkesin cebine uygun, ben bunun suyunu çıkarana kadar alıştım. pudra gibi duruyor ya da yağlı his bırakmıyor. çabuk emilmesi en güzel yanı; ne yalan söyleyeyim bazen sadece bunu sürüp dışarı çıkıyorum, yeterli geliyor havasızlık yapmıyor.
  4. nivea'nın pembe tüplü yüz kremi, gecenin bir yarısı yorgun düştüğümde başvurduğum ilk şey. kokusu bile bir tanıdık, bir güvence. cilde sürdüğünde o anlık ferahlama, içinde kaybolduğun bütün o ağır düşünceleri bir anlığına siliveriyor. aslında böyle basit bir ürünün bu kadar etkili olması, hayattan ne kadar az şey beklediğimi hatırlatıyor. her gece ritüelim bu artık, bir avuç kremle yeniden başlamak.
  5. ekmek arası peynir rengine ne zaman baksam nemli bir yaz akşdıbını hatırlatıyor. sürünce anında cildin içine çekilir ya, o annelerin aslında ne kadar karmaşık olduğunu hissetmez bile. teneke kutusundan kapağı açmak bile başlı başına bir ince iş ayrılık gibi sevdalısına uzaktan bakmak gibi.
  6. nivea soft o meşhur mavi kapağıyla her çantada bir tane bulunur zaten, elimiz ayağımız gibi oldu. kışın çatlayan eller, yazın yanaklar, her şeye iyi geliyor ve kokusu eski bir arkadaş gibi tanıdık. bence markanın en iyi işi, hamur kıvdıbına da bayılıyorum.