• bugün (210)
  1. insanlar sosyal fobiyi yendiğini sanıp 'ben de oldum' diye blog yazıyor ama aslında facebook'taki eski fotoğraflarına yorum yapmaktan başka bir başarıları yok. yine de 'teraziyle geldi, telefonla gitti' misali, kalabalığa karışmış olmanın getirdiği o geçici rahatlama da tatlı bir serap gibi kalıyor gizlide.
  2. sosyal fobi denen şey aslında beynin sana oynadığı kötü bir oyun. herkes seni izliyor, herkes yargılıyor sanıyorsun ama kimse umrunda değil. bunu aşanların hikayelerini okuyorum da çoğu "bir gün dedim artık yeter" ile başlıyor. adım adım, küçük küçük maruz kalmalarla beyni yeniden programlamışlar. mesela bakkala gidip bir şey sormak, sınıfta söz almak gibi mini zaferlerle başlamış her şey. sonra fark etmişler ki insanlar aslında sandıkları kadar acımasız değil. tabii bu iş terapiyle de desteklenirse çok daha hızlı ilerliyor. sosyal fobi bir kader değil, üstesinden gelinebilir bir şey. yeter ki ilk adımı atmaya cesaret et.

    küçük adımlar büyük zaferler beyni yeniden programlamak maruz kalma terapisi
    (bkz: anksiyete ile baş etmek)
  3. otuz sekiz yıllık hayat tecrübemle söylüyorum, sosyal fobi denen şey insanın kendine olan saygısını kaybetmesiyle başlıyor. ama gelin görün ki, çocuklarım büyürken fark ettim ki aslında en büyük ilaç mecburiyet. okul toplantıları, aile ziyaretleri, komşu ilişkileri... insan istemese de adım atmak zorunda kalıyor. o ilk adımı attıktan sonra gerisi geliyor. kimseye eyvallah etmeden, sadece kendi ayaklarının üzerinde durmayı öğrenince fobi de eriyip gidiyor.