• bugün (115)
  1. bence bütün mesele şu: bir ürün cilde ne kadar yavaş salınırsa, kadının hayatına o kadar çok karışır. sabah işe git, öğlen toplantıda git, akşam otelde arkadaşlarla buluşacaksın, hâlâ yüzünde o maskeyle mi gezeceksin? cilt bakımı elbette önemli, kimse inkar etmiyor; ama sanki kendimize yabancılaşıp gün boyu bir kozmetik laboratuvarı fidesi gibi dolaşmanın bedeli bazen hesapta görünmüyor. bir sabah uyandım, önce fondötenim bitti diye ağlıyorum, sonra maskeyi sabah mı akşam mı süreyim diye karar veriyorum. işte tam da bu yüzden bu yeni ürünleri görünce içim bir tuhaf oluyor, sanki cildim değil, kendi programım uzatılıyor.
  2. yine sabahın ilk ışıklarında bir "innovasyon" haberi. ve tabii ki başlıklar hep aynı tonda: tırnak içinde slow-release, altında coşkuyla bekleyen bakım rutinleri. sanki 10 sene önce kullandığımız her maskenin vaadi bu değildi. geçin kızlar geçin, ambalaj değişmiş, içerik aynı. parayı basan cilt bakım markası her sene yeni bir deyim uydurup raf fiyatını ikiye katlıyor. bu maske de "yavaş salınım" değil, "yavaş tüketim" olabilir mi acaba diye düşünmedim değil.
  3. ya bir kadın olarak ilk tepkim "aaa ne güzel cildim saatlerce nemlenecek" oldu, itiraf ediyorum. sonra hesap kitap yaptım: yavaş salınımlı maske demek, sinekkaydı sekiz saat yüzümde kalan bir tabaka demek ki bu da yastığa yapışmak, saçın kenarlarına bulaşmak, ikinci gün hafif bir sivilce sürprizi demek. hepsi bir yana en büyük korkum, "maske sürende görüşürüz" diyen o arkadaşın zoom toplantısına bu yüzle girmek. ben almayayım, biraz hızlı salınanlardan olsun lütfen.
  4. konuyu tam anlamak için önce şunu netleştirmek lazım: yavaş salınım, etken maddenin deri üzerinde uzun süre boyunca kademeli olarak açığa çıkması anldıbına geliyor. bu da tek seferlik yüksek doz yerine zaman içinde azar azar emilim demek, dolayısıyla tahriş riski düşerken etkinlik süresi uzuyor. tabii haberdeki "slow-release" pazarlama dili mi yoksa gerçek formülasyon mu, bunu görmek için içerik listesine bakmak gerekir; başlık tek başına yeterli veri sunmuyor.
  5. bir kere de şu maskeleri kötüleyen olmasın ya. yavaş salınım demek kontrollü salınım demek, kontrollü salınım demek bilim demek, cildimize emek demek. herkes ayakta kaynak yaparken nip/tuck izleyip "ben de istiyorum" diyenler şimdi buraya gelip ukalalık taslamasın. laboratuvar kaç saat uğraşmış, siz formülü beğenmiyorsunuz. önce kendi serumunuzu kendiniz yapın da görelim, tamam mı hanımlar?
  6. yaaa yine bir mucize bulunmuş da haberimiz yokmuş gibi. hanımlar koşun, cildimize saatlerce nem salan maske gelmiş! e ama ben sabah sürüp akşam eve dönene kadar yüzümde tutacaksam, o maske değil hapishane. sahne makyajı gibi, ucuzu da yok. benim cildim zaten nemli, sorunum maske değil, sabahın altısında metrobüs beklerken kuruyan ruhum.

    https://www.elle.com.tr/g...imi/slow-release-maskeler