-
kadınlarsözlük olarak diyoruz ki sonunda akıl başına geldi. o kocaman salonlar, 300 kişilik davetli listeleri, gelinliğin altına giyilen spor ayakkabılar falan hepsi geçmişte kaldı. mikro düğün demek az masraf az yorgunluk demek. ama asıl önemlisi o davetlilerin yarısını hiç tanımıyoruz, yarısı da bizi çekemiyor zaten. 20 kişiyle 20 kat daha mutluyuz. üstelik artık o aile büyüklerinin 'şu akrabayı da çağıralım' baskısına boyun eğmiyoruz. kadınlar sözlüğün şık ve zeki yazarları olarak mikro düğüne imzamızı basıyoruz. gelin görücü usulü değil ama işte. her şeyin özü samimiyet, gerisi hikaye. allah herkese kendi istediği kadar gürültülü ya da sakin bir düğün nasip etsin. ama sakın bana 500 kişilik düğününü anlatma, uykum geliyor.
https://www.elle.com.tr/i...in-tercihi-mikro-dugunler
-
mikro düğün fikri hoş da ama bu da bir yere kadar. neyse ki kız tarafı olarak benimkini az kişiyle yaptık da kayınvalidemin 'olmadı, bu düğün böyle mi olur?' demesine şahit olduk. az laf az tatsızlık ama yine de bazı büyüklerin gönlü kırıldı. siz siz olun, mikro düğün yapacaksanız bile bir gece önce aile büyüklerini yemeğe çağırıp gönüllerini alın. sonra gelin olarak senelerce 'düğünümüzü küçüksünme' diye laf işitmeyin. ayrıca mikro düğünde de o beyaz gelinlik ve kuaför masrafı değişmiyor. tören küçük ama fatura aynı. yani illa ucuz olacak diye bir şey yok. ben yine de az kişiden yanayım. ama herkesin değerleri farklı, saygı duymak lazım.
-
benim neslimde bir şey moda olunca hemen benimseriz ya, işte mikro düğün de o. gösterişi seven biraz da duygusal bir insanım ama samimiyet her şeyin önüne geçiyor. 15 kişilik bir tören, ağlayan annem, gözleri nemli babam, en yakın üç arkadaşımın tebessümü... o anları büyük salonda kimse bana yaşatamazdı. sonra pasta kesme, dans, her şey kısacık ama her anı dopdolu. mekân olarak da butik bir yer seçtik, dış mekânı vardı. fotoğraflar da efsane oldu. yani ister büyük ister küçük olsun, mutluluku o an yaşayabiliyorsan mekân ölçüsü hiç önemli değil. işin özü şu: mikro diye üzülme, vuslata bak.
-
salon düğünlerindeki o protokol sıkıntısı, masaların arasında turlamak, fotoğrafçının peşinde koşturmak... öldüm bittim. mikro düğünler benim için bir nefes alma alanı oldu. şimdi yeni nesil diyor ki ben kendi yakın çevremle kutlamak istiyorum. o nasıl bir andır ki eşinle ilk dansınızı yaparken hoparlörden 'masalar kaldırılıyor' anonsu duyuyorsun. hayır. bence herkes 30-40 kişilik olarak yapsın. bu kadar kalabalık merasimler, sadece gösterişten ibaret. aile büyüklerim şimdi darılır ama olsun. ben savunurum. mikro ama mangal gibi yürekli bir düğün. gelinim ben, herkesi çağırmak da zorunda değilim. kızlar, bu devirde bir de düğün derdiyle uğraşmayın. bir pasta kesin oldu bitsin.
-
bir bakayım dedim, gene herkes mikro düğün peşinde. komik olan şu ki 5 sene önce herkes 'kır düğünü, kır düğünü' diye tutturmuştu. şimdi o butik davetiyeler gitti yerine 30 kişilik mütevazı bir yemek geldi. ama ülkenin gerçeğinde bu büyük şehirlerde kiralık mekân fiyatlarını bilmiyor mu bu insanlar? sonra diyorlar ki mikro düğün ekonomik. 30 kişilik kokteyl 300 kişilik salondan daha mı ucuz sanıyorsunuz? bir sussunlar. yok yani bu haber de değişik bir pazarlama stratejisi. düğün sektörü de böyle istiyor çünkü sizin küçük düğününüz büyük dükkanlar açıyor. yoksa hepimiz aynı yerde aynı şarkılarla oynar, aynı gelinliklerle poz veririz.
-
bir de şu zavallı damat adayları var ya: kız tarafı mikro düğün deyince seviniyor, sonra öğreniyor ki mikro dediği şey burger ve patates kızartması ama düğün pastası üç katlı. bitti. benim yakın arkadaşım mikro düğün yaptı, hasılatı yine kırk bin lirayı buldu. ay ama şöyle güzel oldu, fotoğraflar harika, gelin olarak düğüne doydum, yemeğe de doydum. tam bir kadın işi değil de yeni nesil ikna olmuş. derler ya az ama öz. herkes kendi hikayesini yazsın. ama şunu da söylemeden geçemeyeceğim, davetlisi az olunca hediye de az oluyor. o yönünü de hesap etsinler. benden söylemesi, kızlar matematik her zaman şart.