-
vücut losyonu deyince mevzu baya derin, inanılmaz bir pazar var ve herkes bir şey diyor. ama önemli olan sürdükten sonra o anki hissiyat değil, iki saat sonra hala nemli mi kaldığı. öğrenci hayatında her akşam ayaklarımı ve bacaklarımı losyonlamak bir ritüele dönüştü. nemlendirici kokusu da en az dokusu kadar önemli. çiçek kokulu hafif bir losyon, odayı bile güzelleştiriyor resmen. cildin anında emdiği, yağlı bir tabaka bırakmayan formüller artık her yerde bulunuyor.
bence duştan çıktıktan sonra, havluyla hafifçe kurulanıp henüz cilt nemliyken sürmek en doğrusu. işte o zaman losyonun etkisi kat kat artıyor. sonra yatarken bile pijamaların altından hissedilen kayganlık değil de hafif bir nem oluyor. ayrıca güneş kremi kullanmaya başladığından beri vücut losyonu seçerken de daha dikkatliyim, belki o da süper olur. ha bir de marketteki indirimleri takip et, aynı ürün yarı fiyatına denk gelebiliyor.
-
kuru ciltler için en iyi formül shea yağı ve gliserin içeren yoğun nemlendiricilerdir. ama evde bir damla gül suyu ile karıştırdığınız sade bir nemlendirici bile paranızın karşılığını fazlasıyla verir, gerisi hikaye.
-
kışlık indirimlerde iki kutu aldığım nemlendiricim bile üç sezon yetmiyor, eve gelen her faturadan sonra vazelin çare olmaya başladı artık ama en güzeli pamuk çayı bereketinde yedek temizlik malzememe sadık kalmak. sabah işe girer gibi düzenli, akşam da papatya gibi nemini sürerim, tasarrufun sırrı reklam peşinden koşmamak bence.
-
kışın annemden kalma bir alışkanlıkla her banyodan sonra sürerim ama kış bitiyor diye üzülmeyin, yazın da ince bir tabaka halinde sürmek cildi güneşe hazırlıyor, ister inanın ister inanmayın kollarım hiç kurumuyor artık, bereket versin diyorum, deneyin derim.
(bkz:
kuru cilt için öneriler)
-
kış aylarının en büyük sınavı bence kuruluk. nemlendirici losyon seçerken ben şunu öğrendim: pahalı olan her zaman en iyisi değil, ama çok ucuz olan da genelde sadece yağlı bir his bırakıp geçiyor. cadde eczanelerinde deneme fırsatı varsa mutlaka deneyin, bileğinize sürüp 10 dakika bekleyin. eğer 10 dakika sonra cilt hala gergin değilse, o losyon sizi mutlu eder. koku konusu da ayrı bir mesele tabii. ben yoğun parfümlü losyonlardan kaçınıyorum, çünkü parfum katmanları birbirine karışıp baş ağrısı yapabiliyor. en güzeli hafif, neredeyse kokusuz olanlar; üzerine de kendi parfümünüzü sıkın. yatmadan önce ayak ve eller için mutlaka biraz daha kalın bir bakım kremi de iyi gider.
-
kış aylarının en büyük derdi kuruyan cilt ve kazakların yarattığı o berbat rahatsızlık hissi. herkesin cildi farklı ama benim gibi cereyan gören eski bir antikacıysan sorun iki kat. yıllarca her bütçeye uyan losyon denedim, sonunda birkaç sadık dostum oldu. avon'un kırmızı kapaklı nemlendiricisi dedelerimizin saati gibi eskitmiyor; üstelik üstünde beklemeden kuruyor, iz bırakmıyor. noreal'in shea butter'lı serisi de iyi ama kokusu biraz mimarideki eski sandık kokusuna benziyor, illa o ahşap hissini seviyorsan. bu ikisini dönüşümlü kullanıyorum, eczanelerdeki 'ksylol' denen şey vardı ya hani ona gerek kalmıyor.
-
kuru ciltler için nemlendirici seçerken içeriğindeki gliserin ve shea yağına bakmak lazım, parfüm kokusu aldatmasın. benim favorim eczanelerde satılan nötr bir losyon, hem yapış yapış yapmıyor hem de sabaha kadar yumuşak tutuyor.
(bkz:
cilt bakımında lüksün anlamı yoktur)
-
kışın çorap giymekten bacağım kuruyup pullanınca araştırmaya başladım. piyasadaki losyonların yarısı parfüm kokusu, yarısı da yapış yapış şurup kıvamında. benim cildim yağlı ama kuru hissi veriyor, o yüzden su bazlı ve hafif olanları tercih ediyorum. eczanelerde satılan nemlendiricilerin işe yaradığını düşünüyorum, marka takıntısı yapmayın yeter ki.
asıl önemli olan düzenli kullanmak. her duş sonrası nemli cilde sürerseniz kat kat daha iyi emiliyor. ayrıca kokusu ağır olanlar yerine kokusuz veya hafif kokulu olanları alın, üstüne parfüm sıkınca öldürücü olmuyor. vücudunuzu sevin, nemlendirin, o da size teşekkür etsin. (bkz:
cilt bakımı)
-
kışın soyulan tenimle vedalaşmak istiyorsanız bir süre sonra kendini kanıtlamış markaları deneyin derim; ben kimyasal kokusundan kaçıp doğala döndüm, cildim de ben de rahatladık.
-
canlarım benim, kış aylarının en büyük derdi o çoraklaşan cilt değil mi? ben de yıllarca hangi losyonu alsam diye kara kara düşündüm. sonunda anladım ki nemlendirici seçerken cilt tipinden çok içeriğine bakmak gerekiyor. parfüm kokulu olanlar cezbediyor ama içlerindeki alkol cildi daha da kurutuyor. krem değil de losyon kıvamında olanlar yazın daha rahat, kışınsa badem yağı bazlı olanlar sürpriz yapıyor. benim favorim badem yağı içerenler, hem çabuk emiliyor hem de üzerinde o yapış yapış his kalmıyor. ayrıca duştan çıktıktan sonra 3 dakika içinde sürerseniz etkisi iki katına çıkıyor. sonra üstüne bir de eldiven giyip yatarsanız sabah bebek gibi oluyorsunuz. bu arada palmiye yağı içerenlerden uzak durun, hem cilde hem doğaya zarar. şimdiden iyi bakımlar şekerim.