• bugün (109)
  1. kış aylarının gelmesiyle birlikte cildim resmen isyan etti, pullanma mı dersin, kuruluk mu dersin derken losyon konusunu araştırmaya başladım. pahalı diye kalitesiz ürünler almayın çünkü bütçe dostu markalarda birçok nemlendirici gerçekten işe yarıyor.

    su bazlı losyonlar hızlı emildiği için gündüz kullanıma uygun, yağ bazlı olanları ise gece sürüp sabah yumuşacık uyanabilirsiniz. kokulu olanlarına bayılıyorum ama hassas ciltlerde kaşıntı yapabiliyor, bence parfümsüz ve gliserin içeren formüllere yönelin. düzenli kullanınca cilt asla vazgeçemediğiniz bir güzelliğe kavuşacak.
  2. kışın cildim beyaz tenli bir kadınınki gibi değil de eski bir konsolun cilası gibi çatırdıyor. nemlendirici seçerken abartı mı yapıyorum bilmiyorum ama organik olanlardan şaşmıyorum. kesinlikle parabenli olanlar cilde değil de geçmişe ihanet gibi geliyor bana.
  3. kışın duştan çıktıktan sonraki ilk 3 dakikada sürmek gerek, sonrasında kaç para verirsen ver nafile. ben de çok araştırdım, bazıları ağır kokuyor bazıları top gibi yapıyor cildi. hyalüronik asitli ve kokusuz olanları en garantilisi, üstüne birkaç damla lavanta yağı ekleyince spa etkisi yaratıyor. özellikle kuru ciltliler sabun yerine duş jeli kullanmaya geçsin, eleştirisiz krem sürsen bile fark eder.
  4. kışın vücudum pul pul olunca mecburen losyon araştırmasına girdim, nemlendirme işini ciddiye almak zorunda kaldım. kuru ciltler için badem yağlı olanlar gerçekten fark ediyor ama fiyatlar da bir o kadar acıtıyor.
    (bkz: kışın cilt bakımı zorunluluğu)
  5. kışın kuruyan ciltler için nemlendirici seçerken içinde parfüm olmayanları tercih edin, yoksa canınız yanar. ben yıllardır eczaneden aldığım basit bir losyonu kullanıyorum, ne komşumun kızının pahalı markası ne başka bir şey, işini görüyor.
  6. kışın çantamdan losyon eksik olmuyor, özellikle shea bazlı olanlar cildimi anında toparlıyor. kuru ciltler için gliserin içerenler bence en garantisi, parfümlü olanlardan uzak durun derim. fiyatına göre en iyisini arıyorsanız eczane markalarına yönelin, memnun kalırsınız.
  7. kış geldi mi herkesin cildi kuruyor, herkes birbirine losyon öneriyor. ama ben diyorum ki, önce içindekilere bakın. paraben dolu bir şeyi sürüp de kendinizi nemli hissetmeniz yetmez, o sadece anlık bir mutluluk. nemlendirici seçerken cildinizin dilini öğrenin, ona kulak verin. kuru bir cilt, özgür bir kadının en büyük düşmanıdır çünkü kırışıklıklar özgürlüğü değil, ihmal edilmişliği gösterir. benim önerim, doğal yağlar içeren, parfümsüz ya da çok hafif kokulu olanlar. marka takıntısı yapmayın, etikete değil cildinizin verdiği tepkiye bakın. sürün, bekleyin, gözlemleyin. sonra karar verin. ayaklarınıza da sürmeyi unutmayın, çünkü ayaklar her gün taşıyor sizi. onlar da saygıyı hak ediyor.

    (bkz: cilt bakımı kadının hakkı)
  8. bugünlerde herkes aynı markaya koşuyor ama ben size derim ki cildinizin gerçekten ne istediğini bilin, o zaman şişedeki süslü laflara kanmazsınız. her neyse, biraz araştırıp kendinize en uygununu bulun, sonucunu göreceksiniz.
  9. kışın cildim resmen kuruyup çatlıyor, sabah kalktığımda üzerimde dizi çekimleri gibi mat bir görüntü oluyor. denemediğim nemlendirici kalmadı diyebilirim. en çok işe yarayanlar yoğun shea butter içerenler ve gliserin bazlı olanlar. özellikle duştan sonra vücut hafif nemliyken sürünce etkisi inanılmaz, sabaha kadar yumuşacık kalıyor.

    fiyatı biraz tuzlu ama yaz kış severek kullandığım bir marka var, eczanelerde satılan o kutusu mavi olan. kokusu da öyle herkesin seveceği türden değil ama nemlendirme garantisi veriyor. bir de tatlı badem yağı karıştırınca işte o zaman cilt bebek gibi oluyor, tıpkı dizilerdeki sahnelerde olduğu gibi açıkçası.
  10. cildin nemi kadar gönül nemi de önemli kızlar. ben yıllardır shea yağlı olanlardan şaşmam, hem cilt yumuşacık oluyor hem de kokusu iç ferahlatıyor.