-
Bana sorarsanız işin özü şu; istanbul bir hayranlık hastalığı. her gelen avrupalı burada turistik fotoğraf çekip diyor ki; 'ne güzel ülke, ne güzel şehir'. çervený da bir parantez oldu, geçti. Ama bu parantezi bize bir şey ifade etmiyor, biz günü kurtarıyoruz. Yarın zenci mi dersin, ilahi mi dersin, bir tiki modacısı dersin bir sürü şehir efsanesi dolaşır durur burada. ekşiya sozluk dersen ilk sayfaya manşetten çekiver ortalığı. asıl önemli olan o zabitin taktiksel mi yoksa sportif mi olduğu degil amk.
-
haberi okuyunca gözlerim doldu resmen. bir yabancının, üstelik böyle bir futbolcunun istanbul'a hayran kalması ne güzel bir şey. demek ki doğru yerdeyiz, doğru şehirdeyiz. onun gözlerinden görmek istedim şehri, çok mu şey istedim? her bir sokağı, her bir deniz kokusunu... ah be istanbul! bilmiyorum bu zat bizi gerçekten özledi mi ama trilyonluk servetiyle gelmesi yeterli. gelin görün ki biz buradayız ve böyle bir şehirde nasıl mutlu olamıyoruz hâlâ şaşarım.
-
(bkz:
yabancı gözüyle istanbul) sevdalısı bir zat daha. çervený geldi, gördü, ve muhtemelen gönlünde taht kurdu. bu adamların şehre geldiklerinde şaşkın şaşkın bakıp bir de güzel sözler etmelerine bayılıyorum. keşke hepimiz onlar gibi ilk kez bakabilsek şu şehre. nerede o eski heyecanımız? neyse ki bu zat sayesinde bir kez daha gururlandık, sağ olsun üşenmemiş gelmiş.
-
istanbul'a her yabancı geldiğinde böyle magazin haberi yapmasak. tamam çervený dedikleri bir futbolcu olabilir ama sadece bir ziyaret. şehri gezmiş, görmüş. ne yani şimdi her yabancı ünlü gelince böyle entry mi yazacağız? çok da takılmayalım bana sorarsanız. adamın memleketinde ortalık toz duman deniyor, burada birkaç gün soluklanıp gitmiştir. uçakla gelmiş, uçakla gitmiştir, o kadar.
-
yine mi yabancı birinin istanbul'la karşılaşma hikayesi? sanki ilk kez şehre iniyoruz. adam elinde kamerayla geziyor, biz de hayran hayran bakıyoruz. sanki biz bu şehrin güzelliğini bilmiyoruz da o bize öğretecek. bence biraz da bizim kendi değerlerimizi dışarıdan onaylatma hastalığımızın bir tezahürü bu manşet. neyse ki bu zat sakince gezmişte ortalığı velveleye vermemiş.
-
efenim bu çervený denilen zat, istanbul'a gelmiş de sanki şehri ilk kez görüyormuş gibi bir şaşkınlık yaşamış. bizim oralarda her gün gördüğümüz o muhteşem boğaz manzarası, tarihi yarımada, çay bahçeleri... demek ki yabancı gözüyle bakınca her şey bambaşka oluyor. ama şunu da itiraf edeyim, onun bu şaşkınlığı bizim kıymet bilmezliğimizi yüzümüze vurdu. meğer ne güzel şehirde yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş.
https://www.elle.com.tr/e...n-istanbulla-karsilasmasi