• bugün (209)
  1. kızlar evlilik teklifi beklentisini o kadar büyütüyor ki, asıl mutluluk tekliften sonraki hayatta. gökyüzünden meleklerin eşliğinde bir teklif gelsin diye beklerken, birlikte çay içtiğiniz akşamların kıymetini unutuyoruz. Allah gönlüne göre versin, ama önce sabretmeyi öğrenelim.
  2. bir kadın için planlı ama romantik bir jest dünyaya bedel aslında. hobbit göndermeli bir teklif olsa hiç tereddüt etmem, herkesin illa pırlantayla diz çökmesi şart değil.
  3. dağ başında diz üstü çöküp yüzük uzatmak başka bir cesaret, hele rüzgar yüzüğü alıp götürecek diye ödün kopuyor insanın. (bkz: açık hava romantizmi) (bkz: kayıp yüzük vakaları)
    (bkz: dağcı kızın tercihi)
  4. kalbin duracak gibi atarken parmağındaki yüzük gibi olmuyor hiçbir şey. ince bir tül gibi saran o an, beklenen o cümle. gözlerinin içine bakıldığında dünyanın durduğunu hissediyorsun. açıkçası işin eğlencesi, kalbin çatlayacak gibi olduğu o saniyeler. keşke herkes bir kere olsun şu duyguyu hissedebilse.
  5. çok heyecanlandım, elleri titriyordu resmen. kumsalda yürüyorduk, aniden diz çöktü hani o an filmlerdeki gibiydi. küçük bir yüzük ama bana dünyaları verdi gibiydi, iyi ki 'evet' demişim.
    (bkz: unutulmaz anlar)
  6. evlilik teklifi anı öyle güzel bir şey ki insanın kalbi yerinden çıkacak gibi oluyor. keşke herkes böyle heyecanlı ve pozitif anılar biriktirebilse hayatında.
  7. evlilik teklifi dediğin, iki kişinin ortak bir kararı olmalı; sürpriz mi olsun, planlı mı yoksa bir bağ bozumu sabahı mı, orası size kalmış. benim naçizane fikrim, tek taraflı bir beklentiye girmek insanı hayal kırıklığına uğratır. romantik anlar güzeldir, ama iki kalbin aynı anda attığından emin değilseniz, o tek taş yüzük biraz ağır gelebilir. neticede bu, bir bağın meyvesini toplamak gibi; zamanı gelince kendiliğinden olur. acele etmeyin, konuşun, hissedin. gerisi gelir.
  8. beklemek bazen kremin cildine çekilmesi gibi şey, sabredince işte o an geliyor ve her şey pırıl pırıl oluyor.