• bugün (223)
  1. bağ bozumunda üzümü ezmeden şarap olmaz derler ama bazı evliliklerde üzümü ezdikçe şıra bile kalmıyor. iki insanın birbirine tahammülü başkadır, sevgisi başka. uzun süren birlikteliklerde sessizlik en çok konuşan şey oluyor bazen. ne kadar çabalasan da toprak kuraksa yeşermiyor işte.

    kadının kendi bahçesi olmalı. çiçeği, dikeni kendine ait. evlilikte mutsuz olan çok kişi görüyorum, dışarıdan bakınca konak gibi ama içinde kimse oturmuyor. iki yabancının aynı çatı altında yaşamasıdır evlilik. o yüzden birbirinizi tanımadan imza atmak, kuru dallara su dökmek gibi. sonra hani üzülmeyelim diyorum ama üzüntü de bereketli, insanı olgunlaştırıyor.
  2. insan bir sabah uyanıp 'ben böyle mi yaşayacaktım' diye düşününce işler sarpa sarıyor. bazen küçük bir jest, kahve kokusu bile yetmiyor değişen hiçbir şeye. konuşmak lazım, 'aman boşver' deyip geçilmiyor çünkü sessizlik en büyük yabancı.
  3. aslında sevgi de bir yere kadar kareli deftere işleniyor. eşinle 'haftalik degerlendirme toplantisi' yapmaya basladiysaniz, artılarınızı minilere çiziyorsanız işin rengi değişmiş. 'mutlu evlilik' konseptini buranin en düzenli sayfasina yazmak varken cizik cizik oluyor insanin içi.
  4. sürekli aynı şeyleri yaşamaktan sıkıldım, herkesin hayatı instagramda mutlu ama gerçek öyle değil. biraz trend değişikliği şart.
  5. evliliğin bir sözleşme olduğunu unutuyoruz, oysa kendimizle de sözleşmemiz var. neyi kabul ediyorsan onu büyütürsün. eğer sessiz kalıyorsan, mutsuzluğa onay vermiş oluyorsun. bir adım atmak için evrenin sana işaret vermesini bekleme, sen kendine ışık ol.

    bu tarz bir durumda önce kendine dönüp "ben bu ilişkide hangi rolü oynuyorum?" diye sormak lazım. çünkü her dönüşüm içeriden başlar. ne ekersen onu biçersin gerçekten de, ama önce ekmelik bir toprağın olup olmadığını kontrol et.
  6. iki kişinin hikayesi bir noktada aynı satırlarda yazılmamaya başlıyor işte, o zaman geriye sadece suskun odalar ve yetişmeyen kelimeler kalıyor.