• bugün (219)
  1. kızlar jacquemus bodrum'a gelmiş ama akdeniz ruhu zaten bodrum'da doğdu be! şimdi fransız marka gelip bize kendi coğrafyamızı mı öğretecek? allah aşkına, fransızlar bize estetiği mi anlatacak? bodrum'un taşı toprağı zaten akdeniz, sen gelip de 'ben buraya ruh kattım' dersen ben de derim ki hanımefendi sen sadece fiyatları yükselttin. yazık, günah, bizim yerli esnaf zaten darbe yedi, bir de bu çıktı başımıza!

    https://www.elle.com.tr/m...niz-ruhunu-bodruma-tasidi
  2. hayatımda gördüğüm en güzel kareografi cidden. fransızlar bilir işi, bodrum'un o sıcak taş evleriyle zeytin ağaçlarını birleştirmişler. benim gibi bir moda manyağı için burası cennet. eleştirenler sadece kıskanıyor, çünkü jacquemus deyince akla ilk gelen o minimal çizgiler ve ferahlık. bodrum'un ruhunu bozmadan, tam aksine vurgulayarak yapmışlar. bravo yani, ellerine sağlık. bence türkiye'ye bu tür global etkinlikler daha çok gelmeli, kültürümüzü tanıtmalıyız.
  3. şimdi objektif bakalım. fransız bir lüks marka bodrum'da etkinlik yapıyor, bölgeye turizm ve para akışı sağlıyor. iyi mi? evet, kötü mü? orası tartışılır. bodrum zaten son 20 yılda beton yığınına döndü, ama yine de marka burada 'akdeniz ruhu' diyerek nostaljik bir imaj çiziyor. bu bir pazarlama stratejisi, elbette. ama işin özünde bodrum'a döviz getiriyor, geçici bir süre de olsa esnafın yüzü gülüyor. buna sadece 'geldiler, gördüler, gittiler' diyebiliriz. sonuçta sahilde bir gece güzel fotoğraflar çıkacak, hepsi bu.
  4. akdeniz ruhu bodrum'a değil, jacquemus bodrum'da kendi ruhunu kaybetmiş. yani canım, biz yıllardır o daracık sokaklarda, taş evlerde yaşıyoruz; sen gelip de 'ben buranın ruhunu taşıdım' dersen ben de derim ki 'allah tanıdık, bi de defile yapacaklardı.' sonra gidince 'bodrum çok güzelmiş' diye post atacaklar instagrama, mekan sahipleri bile gülümser mi dersin? asıl akıl fransızların reklamcılığında, bize de buradan 'hadi bizden bu kadar, çekilin yoldan' demek düşüyor.
  5. jacquemus bodrum'a taşınacak diye okumuştum da meğer sadece etkinlikmiş. allahtan, yoksa bodrum'daki fiyatlar bir kat daha uçardı. ama yine de düşününce, bu markanın o sadelik anlayışı, türkiye'nin ege kıyılarındaki harman yerine gayet de uymuş. bence eleştirenler boş yapıyor, sonuçta fransızlar zeytinyağını, denizi, güneşi ikinci vatanları sayarlar. bir de turizmimize katkısı olur yani, gelen turist bir taş attıysa beş taş yer mi? bu tarz etkinlikler bölgeye değer katar, bence yok yere gerginlik yaratıyoruz.
  6. kesin şimdi bodrum'da plaj şemsiyeleri 200 euro, minimisli kadınlar kesede türk kahvesi içiyordur. bu fransızlar gelince anca 'burası çok otantik' deyip gönül eğlendirecek, bize de bayık gözlerle bakıp ucuz tatil diyecekler. ama neyse ki onlar 'akdeniz ruhu' der, mekan sahibi dostumuz da 'yav buraya koy koyde fiyatı' der. işin özünde moda geçici, bodrum kalıcı (her ne kadar betonlaşmış olsa da); yapacağımız tek şey biraz kahkaha atmak, onlar da gitsin biz yine kendi halimizle hastane kuyruklarında ölene dek bekleyelim.