• bugün (107)
  1. kontür dediğimiz şey aslında yüz hatlarını belirginleştirme sanatı, dilbilimsel olarak da 'contour' yani 'çevre çizgisi'nden geliyor. makyajın grameri gibi düşünün, doğru vurgularla cümleler gibi yüz de anlam kazanıyor.
  2. yüzünü şekle sokma sanatı, gölgelerle oynayarak elmacık kemiğimi öne çıkarıyorum sanki heykel gibi.
  3. yüzü yeniden şekillendirme sanatı deniyor ama çoğumuzun yaptığı sadece allah ne verdiyse yanaklara kahverengi sürmek zaten. (bkz: doğru kontür teknikleri)
  4. kontür demek, allahın verdiği güzel yüzü sıvayıp kapatı değil, elhamdülillah yine de en doğalı güzel ama gençler böyle yapıyor işte.
  5. kontür denilen şey aslında yüzünüzü boyamak değil de gölge oyunu gibi. elmacık kemiklerinin altına, çeneye, burun kenarına şu kahverengi tozu sürüyorsunuz; sanki bütün gece uykusuzmuşsunuz ama hafif bir çukur etkisi yaratıyor. bizim memlekette bu sıcakta çok sürülmez tabi, bir de sürünce dağıtması var; düdük gibi kalmasın sakın. herkese olmuyor, bence önemli olan üstünde taşıyabilmek değil, sürmekten keyif almak.
  6. kontür, yüz hatlarını gölgelendirme ve aydınlatma yoluyla belirginleştirme tekniği. aslında hepsi bir illüzyon, elmacık kemiğinin altına koyu, üstüne aydınlatıcı sürerek yüzü şekillendiriyorsun. ama sokakta herkesin burnuna iki çizgi çekip çıktığı şu dönemde, kontürü abartınca yüzün tuval gibi görünmemesi için iyi bir karıştırma fırçası şart.
  7. yüzüme bir gölge çekeyim derken kendimi iskambil kağıdı gibi boyadığım o meşhur makyaj adımı. pastacı çırağıyım ya hani, her şeyi ölçüyle yapmaya alışkınım ama kontürde o ölçü bir türlü tutmuyor, iki çizgi fazla olunca yüzüm kek kalıbı gibi oluyor vallahi.