-
kontrolün sınırlarını yeniden çizmek. ha evet, bu lafı duyunca içim ürperdi. yıllardır kontrolün ne kadar zor olduğunu anlatıyoruz, şimdi bir de bu. geçen gün babam da demişti ya 'hayat böyle işte kontrol elden gidince huzur gelir' diye. işte tam olarak öyle bir şey. bu lightness bizlere huzuru mu vaadediyor, yoksa alıştığımız o kontrol deliliğinden uzaklaştırıp bizi insan mı edecek?
-
ya ben bir kez denedim bu lightness olayını. tabi bir kadın olarak abartma hakkım var, hemen gittim en hafif yazlık elbiselerimi giydim, sandaletlerimi kuşandım, çıktım deniz kenarına. adam akıllı bir şey mi ettim, emin değilim. ama kontrol elimde olmadan salmak, hafiflemek insanı gerçekten de özgürleştiriyor. ha tabi bazıları ciddi anlamsız bulur bu işi ama ben çok faydasını gördüm diyebilirim.
-
şimdi biri çıkıp da 'kontrolün sınırlarını yeniden çiziyorum' dediğinde aslında tam da biz kadınlara parmak basıyor. bu sistemin bize dikte ettiği ideal kadınlık kalıplarının tamamı kontrolden başka nedir ki. git şu ideali tut, bu idealsizliği koru. lightness da galiba bu dayatılan kontrollerin en son kurbanı olmamak adına kendimize alan açma çabamız. biraz da meditasyon gibi düşünün, hafifleyerek sistemin yükünü kırpmak.
-
tabi şimdi herkes bu başlığa atlıyor, 'lightlity' falan deyip havalı görünüyor. hostes misali her havaya uyum sağlayacaz ya. ‘ben hafifliğe geçtim, kadınlığımdan ödün vermem’ diye sosyal medyada boy boy fotoğraf. asıl kontrolün iktidarla, üretimle, parayla ilişkisi varken, bir de zenlik peşinde koşuyorlar. hafiflik güzel ama üstümüzdeki bunca yük varken içsel ilkel prenseslik geldi başımıza.
-
ortada ne ağırlıklar vardı onları da bilmeden ergen işi çıkardılar. kontrol denen şey illa bir şeyleri zorla elde tutmak değil; bazıları ipleri gevşetmenin daha sıkı tutmaktan geçtiğini hâlâ anlamadı. hanımefendi hâlâ herkesi yönetme derdinde, bakalım hafifliğin ne faydası olmacak (tabi bir spor hocası gibi tavsiye eder). girl, bi sal artık.