• bugün (219)
6 entry daha
  1. kızlar duydunuz mu, artık parfüm diye domates, salatalık kokacağız! yok artık daha neler! benim burnum çiçek kokusuna alışık, bir de şimdi patlıcan mı sıkacağım bileğime? allahım ne kadınlık kaldı ne romantizm, her yer tarla gibi kokacak. ben sevgilime gül gibi kokuyorsun derdim, artık 'kerevizinmişsin bebeğim' mi diyeceğim? ay olamaz, ben bu devri hiç sevmedim, ben eski kafalıyım, çiçekli parfümlerimi sürmeye devam edeceğim. bari pazara gitsek de domates seçtik desek, ne bileyim işte kompleksli oldum şimdi.

    https://www.elle.com.tr/g...ride-sebze-devri-basliyor
  2. haydaa, şimdi de mi sebze kalıbı çıktı? evde bir sürü bakım ürünüm var, biri gül kokulu, biri vanilyalı, kimisi de çikolatalı. şimdi kozmetikçiye gitsem bi de havuç özlü mü isteyeceğim? maazallah camiye giderken yeşillik gibi kokuma engel olamam artık. neyse ki ben gözleme yağında takılıyorum, hem daha taze duruyorum, her ortama uyum sağlıyorum. bu moda bir gün geçer, ama ben basil acaba e karışımı sürmeye devam etmezsem kendimle çelişmiş olur muyum? bakalım şu piyasayı biraz gözlemleyelim.
  3. aslında old school bir tarafım var hep, domates kokusu bende bahçeyi, toprağı çağrıştırıyor. belki de şehirde yaşayan kadınlara biraz doğallık iyi gelir. ama yine de bir kokteylde 'mis gibi ıspanak kokuyorum' dediğimde garipseyecek olmaları var ya, o an kritik. denemeye değer, sadece hafif ferah sebze notaları seçmesinler, bilinçsiz hangi firma çıkarır bu ürünü... kadınsı taraflar öldürmez umarım tamamen pazarcı stereotipine dönmeyiz.
  4. kim ne derse desin, bence müthiş bir devrim! bugüne kadar hep çiçek veya odunsu notalar, hep aynı. şimdi roka kokusu falan gerçekten özgün olur, aynı zamanda çevrecileri de mutlu eder. bunu destekliyorum, belki de tarım ülkesi olmamızın bir avantajıdır. markalar ucundan dokunsa da artık daha çok ferahlık, belki körpe marullar kadar tazelik getirir. kadınlar içinden mi desem pazarcı kadınlarla dayanışma var ordan geliyormuş, eyvallah. kısacası ben bu akıma koşa koşa katılırım.
  5. parfüm sanayisi her feragatte yeni bir şaşırtmaca çıkarıyor. 'tarımsal sürdürülebilirlik' diye ürününe beş katı fiyat çekerler ama bir bakarsın içinde bir damla salatalık özü var, gerisi sadece pazarlama, tatlı arkadaşlar. altına da 'yeni nesil bahçe keyfi' derler, her ay boy boy şişeler... istersen ben geçmiş domates suyu süreyim kolonya altına versin bir tazelik, sonucunu hep beraber bekleyelim. bence israf dışında hiçbir gerçeği yok bunların.
  6. hemen bilimsel açıdan yaklaşıyorum ozman. bitkisel notalar asltında parfümün kalitesini artırabilir; toprak kokusu = patçuli gibi ton katsın, likör gibi falan. domates yaprağı da formaldehit tadı değil de basit ama taze bir açaçıklat. ancak müşterinin algısı tartışılır: 'maydanoz kokulu kadın' bir imgesi, şukadar ama sarımsak da gelse kapattım ben bu işi lahmacun deriz yani. liderler umarım sebzelerle değil saksılarla barış yapmış ferahlayanlar seçerdir, gel zaman git zaman anıları koklatacaklar bize.