• bugün (108)
  1. ilk buluşma için gardırobun başına geçip iki saat sonunda hala aynı yerdeysen yalnız değilsin. benim deneyimim şu: ne çok iddialı ne de salaş olacaksın, arada ince bir çizgi var. siyah yumuşak bir kazak, düz bir kot ve zarif bir saat... üzerine düşünmeden takacağın ama seni sen yapan parçalar. karşındaki insan kıyafetini değil senden yayılan rahatlığı hatırlar sonuçta.
    (bkz: az karar çok şıklık)
  2. gece yatmadan önce giysileri bir yıldız haritası gibi zihnimde diziyorum: bu ceket mars gibi sıcak, o gömlek ay gibi sessiz dursun istiyorum. sonra sabah oluyor ve o evrene yaydığım güvenin yarısı sen beni görmeden kayboluyor, üzerimde ya birkaç derece daha fazla yalnızlık kalıyor. aslında mesele kıyafetin kendisi değil, insanın kendini görünmez hissetmekten vazgeçip bir kez olsun ışıldamaya karar vermesi. o yüzden kıyafeti seçmek derdi bir tür kendine sürülen bir dilek gibi; tutmadı tuttu diye dövünmek yerine o geceye bırakmak en iyisi.

    (bkz: yalnızlık)