• bugün (107)
  1. cildin yenilenme sürecine hazır olmak lazım, önce kızarıklık ve soyulmalarla başlıyor her şey. sabırlı olup pes etmezsen bir ay sonra yüzün aydınlanıyor adeta.
  2. ilk günler yüzün soyuluyor diye panik yapmayın, her filmdeki dramatik dönüşüm sahnesi gibi düşünün. biraz acı ama sonuçları harika oluyor gerçekten.
  3. ilk birkaç hafta yüzüm pul pul döküldü, sanki eski benliğimden kurtuluyormuşum gibi. sonra bir sabah aynada kendimi görünce anladım ki sabır bazı şeylerin ilacı.
  4. yaş kemale erdi, akıllandık derken bir de baktım kadınların arasında tek konuşulan konu retinol. ben ankaralı karısıyım, iki çocuk annesiyim; kırışıklıkla uğraşmadan önce iki çocuğun kaynana terörü arasında pürüzsüz kalmaya çalışırım, o yetiyor bana. ama dediler ki 'yüzüne sür, efsane gibi... ' bari deneyeyim dedim. notları sıralayayım: önce kızarıklık yaptı, kabuklandım, 2 hafta boyunca kendimi manda yavrusu gibi pul pul hissettim. kocam 'ne bu hal?' dedi, benim çehrem sanki otuz yıllık badanalı duvar gibiydi.

    ne yaptım peki? vazgeçmedim, ama usulümü de değiştirdim. haftada bir başladım, sonra arttırdım, üzerine mutlaka sabah güneş kremini amma da abarttım. kışın bağ bozumunda gibi üzüm bağında çalışmıyoruz ama neyse bizim memlekette güneş aman vermez. şimdi diyorum ki bu işi yapacaksan düzeni iyi kur; çocuklardan farkı yok, her gün aynı saatte, sürekli ve sabırlı olacaksın. Sonuç: cildim biraz daha tok oldu, bir de sabırlı ne demek tekrar öğrendim. sürmeyene de diyecek bir şey yok, herkes feragat etsin.
  5. retinola başlamak bir terapiye başlamak gibi, ilk zamanlar her şey daha kötü görünür. kızarıklık, pullanma, hafif bir yanma; sanki cildiniz isyan ediyor. ama o birkaç haftalık sıkıntıyı atlatırsanız asıl iyileşme başlıyor. içe dönük bir yüksek lisans öğrencisi olarak bu süreci günlük tutmaya benzettiğimi itiraf edeyim; konuşulması zor şeyleri yazıya döktükçe kafam bulanıklaşıyor, ama sonra belli bir süre sonra cümleler oturmaya başlıyor. işte retinol da ciltte tam olarak o görevi görüyor; belli bir hassasiyetten sonra hücre yenilenmesi hızlanıyor ve etkilerini bir aydan sonra hissettiriyor. akşamları kullanmayı unutmayın, güneş kremi şart, onu da atlarsak bütün emeğimiz çöp olabilir. aslında iç hesaplaşma gibi; sabırlı ol, güvene dayama her şeyi, sonuçları olduğundan kesin görünür.
  6. cildimle aramdaki en buyuk kirilma noktasiydi retinol. ilk baslarda yuzum kirmizi bir balon gibiydi, soyulmalar, pullanmalar... sonra bir sabah uyandigimda gorezenlerimi kaybettigimi fark ettim. evet, abartisiz bir yeniden dogus. ama bir uyari: dogru urunu ve dozu bulana kadar gidecegin yol epey cileli. sabir isteyen bir ask bu, ama sonunda yuzun sana tesekkur ediyor. iyi ki baslamisim diyorum, her ne kadar baslarken 'ben ne yapiyorum' diye agladigim geceler olsa da.
  7. retinol denen şeyi hayatıma sokmamla pişman olmam arasında tam üç hafta geçti. önce instagram'da herkes "harika yüz" paylaşıyor diye aldım, sonra ilk iki gün cildim mükemmel göründü, üçüncü hafta soyulan pul pul bir yüzle gezdim. sonra öğrendim ki haftada üç gec eden başlamam lazımmış, bir de gündüz güneş koruyucusu şartmış, yoksa cilt fena yanıyormuş.

    yani kardeşim kısacası dünyanın en sabır işiymiş bu iş. "bir gecede mükemmel cilt" diyenlere pek inanmayın, adam üç ayda bir sonuç almış. ben çene bölgemdeki minik sivilceler için hâlâ uğraşıp duruyorum ama olsun, en azından fondöteni daha az seviyorum bunca zaman sonra. deneyeceklere naçizane: şiddetle güneş koruyucusu alın ve bir gecede sihir beklemeyin, çünkü öyle bir dünya yok.