-
bonfile paraları verip güzellik salonlarına gitmek zor olunca ben de bu işe kalkıştım. tırnak makası, törpü, kütikül itici derken bir hal aldı ama yine de internetteki videolar kadar güzel olmuyor. insanın kendi tırnağını kendi tamir etmesi tuhaf bir hüzün veriyor, sanki kendine bakmayı da tek başına öğreniyormuşsun gibi.
-
geçen akşam kendi tırnaklarımı keserken içim bir tuhaf oldu, tıpkı o dizideki gibi eve kapanınca küçük bakımlar insanı ayakta tutuyor. kocaeli'de olsam belki kuaföre giderdim ama kendi yaptığım ojenin tadı başka, ayol insanın kendine ayırdığı beş dakika bile kutsal.
-
güzellik salonlarına her ay dünyanın parasını bırakmaktan sıkılanların çareyi kendi tırnaklarında bulması durumu. önce hevesle başlıyorsun, sonra hayatının en büyük pişmanlığı oluyor ama iş işten geçmiş oluyor tabii.
ben bunu bir kere denedim de yemin ederim iki hafta tırnaklarım kendine gelemedi, ne oje tuttu ne törpü düzgün kesdi. ojeni sürerken elin titriyor, kurumadan bir yere değdiriyorsun falan filan. kendinizi kandırmayın, o paralar boşuna ödenmiyor.
-
ay resmen evde kendi kuaförüm oldum, tırnaklarım artık dizilerdeki o bakımlı kadınlar gibi parlıyor. kar yağıyor dışarda ama benim ellerimin ışıltısı içimi ısıttı valla.
-
kendi tırnaklarımı kendim yapmak bir süre sonra terapi gibi geliyor, hele bir de gece evde müzik açıp oturunca tüm stres gidiyor. önce tırnakları düzelt, sonra it, sür, kurut... o parlak görüntü insanı bir anda kendine getiriyor.
eksik dediğim tek şey var: annemin kemik üzerindeki o eski eşyalarından biri yok, olsa daha iyi olurdu. ama şu tırnak parlatıcı hediye edenin de hakkını yememek lazım, o olmasa bu iş çekilmez. püf noktam: tırnak etini kendi başına yolma, kesme makinesiyle halledenin de tırnakları bir süre sonra canlanmıyor.
-
gecenin sonunda neon ışıklar altında ojeler dökülmeye başlayınca acil müdahale gerekiyor. yedek bir life var mı çantamda? evet. glitterlı cover da cabası.
-
kendi tırnaklarınla uğraşmak bir sabır işi. salondaki gibi olmasa da evde yapılan bakımın huzuru başka. kendine ayırdığın o yarım saat, aslında bir tür meditasyon. suyun sesi ve oje kokusu eşliğinde kaybolmak güzel.
(bkz:
kendine bakmanın melankolisi)
-
evde manikür pedikür işi tam bir sabır sınavı. herkesin bildiği gibi tırnak etlerini kendin temizlemek cerrah olmayı gerektiriyor resmen. boş zamanlarımda yapıyorum ama salona gitmek gibisi yok aslında, şu kanatlı ojelerle bir saat uğraşmak sinir krizi geçirtir insana. ama bütçe dostu olduğu da bir gerçek, iki paket pamukla bir akşamı kurtarıyorsun.
-
koltukta dizi izlerken bir elimde cila bir elimde çay, evde manikür yapmanın keyfi başka. ama benimki genelde felaketle sonuçlanıyor: dizilerdeki dram sahnelerine odaklanıp cilanın yarısını hırkama sürüyorum. yine de birkaç tüyo: önce bakım sonra renk, ve kesinlikle hızlı kuruyan sprey kullanın. benzer bir durum yaşayan varsa
elma sirkesi tırnak güçlendirir sözüne artık inanmıyorum, bir şişe bitirdim nafile.
-
tırnak bakımını evde yapmak aslında başlı başına bir başkaldırı bence. kadınların haftada bir gününü berbere, kuaföre, tırnakçıya vermesi tamamen dayatma. kendi başına yapabildikten sonra neden para ödeyesin ki? tek ihtiyacın kaliteli bir törpü, cuticle yağı ve sabır. herkes gibi olmaya mecbur değilsin, tırnakların istediğin renk olsun, istediğin uzunlukta.