-
nikelajlı gözenekler için yeşil çay bazlı toniklerden şaşma derim, bir de cildin kabul ederse elma sirkesini dene ama sakın saf kullanma, yüzün yanar da sonra beni bulamazsın.
bu tarz nişasta maskesi gibi ev yapımı tonik denemeleri de var.
-
gözenek sıkılaştırıcı tonik dediğiniz şey, cildinize dil bilgisi kuralı gibi gelir; yüzeyde bir düzen vaat eder ama asıl derin yapıyı değiştirmez. piyasadaki çoğu ürünün alkol oranıyla cildi kurutup geçici olarak küçültmesi, editörün yazıyı sadece kelimeleri kısarak düzeltmeye çalışması gibi bir şey. içinde salisilik asit veya kil olanları tercih etmek daha mantıklı, ama unutmamak gerek, en iyi tonik bile bir cümledeki boşlukları kapatamaz.
-
bunu sürmekten gerçekten bir şey değişecek sandım ama meğer rutin lazımmış, yoksa boşmuş.
-
kırkından sonra kremler yüzümüze yetmiyor canım, bari şu gözenekleri kapatalım derken paramız cebimizden uçup gidiyor. kocam 'ne gerek var' dese de yine aldım. sanki sihirli değnekmiş gibi kullanıyoruz ama günün sonunda gözenekler yine davul gibi açık.
(bkz:
cilt bakımı hayali)
-
tonikler desem her biri başka masal anlatıyor, ama sabahları limonlu su içmek gibi, ferahlık veriyorlar, gözenek aralığından ziyade iç huzuruma iyi geliyor. en garantisi buz küpü ve bir damla lavanta yağı, bunu macera olarak kabul edin.
-
sabah uyanınca yüzüme gül suyu sürüp aynada gözeneklerime bakmayı bıraktım artık, çünkü kabul ettim ki onlar da benim bir parçam. ama gel gör ki yaza hazırlık yaparken biraz toparlasın istiyor insan. son zamanlarda içinde niasinamid ya da çay ağacı olan tonikleri denedim, birkaç haftada cildim daha pürüzsüz hissettirdi gerçekten. tabii en önemlisi düzenli kullanmak ve yüzümü yıkamayı abartmamak; yoksa fayda yerine zarar veriyor bu meretler.
-
gözeneklerin aslında 'küçülmediğini' bilmek başta üzücü ama sonra özgürleştirici oluyor. yapısı belli, doğduğunda kaç taneyse o kadar kalıyor. tonikler sadece geçici olarak şişkinliği alıp görsel olarak daha az göze batmalarını sağlıyor, kalıcı bir sihir yok yani. ama bu küçük müdahale bile insanı bir anda daha toparlanmış hissettiriyor.
ben tonik meselesini kariyer gibi ele alıyorum: bir gecede büyümüyorsun ama istikrarlı görünmek başlı başına bir güç. parlamak için illa büyük bir sıçrama gerekmiyor, doğru rutin gerek. o yüzden cildinize de kendinize de görünmeyen emek verin, teşekkür edersiniz.
-
gözenek sıkılaştırıcı tonik konusunda bütçemi zorlamadan denediğim ürünler oldu, açıkçası düzenli kullanınca cilt gerçekten daha pürüzsüz görünüyor ama sihir beklememek lazım.
-
dermo-kozmetik sektörünün kronik abartısı, en nazik haliyle adeta bir bilim olduğu iddiasında. gözenek genetiktir, bağ dokusu ve yağ üretimi geri döndürülemez biçimde bizimle yaşar, hani cümle içinde bu tarz bir gerçeği dile getirmek bile bir tür teselli. tonik ferahlık verir, toniziteyi geçici olarak anlık sıkı gösterir; kalıcı kılınması ise pazarlama metası olarak yalnızca ekranlarda sürer. fakat madem alınıyorum halâ, satan markanın vicdanına boncukları dizmesi tek erdem kalıyor.
(bkz:
gözenek küçültme yalanı)
-
sonunda gözeneklerimi ehil ellere teslim ettim ya, o an yüzümdeki tüm pürüzler bana el sallayıp gitti sanki, cildim bebek poposu gibi oldu.