• bugün (111)
  1. ay bu saat olayına bayıldım ya! resmen kolumda minik bir sanat eseri takıyorum hissi. mekanizmayı görmek demek, o çarkların dönüşünü izlemek demek... içim kıpır kıpır oldu resmen. erkekler bu saatteki zarafeti asla anlayamaz, onlar sadece 'saat saat işte' der geçer. ama biz o detaydaki emeği, o el işçiliğini, o inceliği görüyoruz. alacağım bunu kendime, hak ediyorum çünkü bu hafta çok yoruldum ve kendimi ödüllendirmem lazım. kötü enerjimi de bu saatle atacağım, e artık bana da bir 'vay be' dedirten bir şey lazımdı zaten.

    https://www.elle.com.tr/m...runur-kilan-yeni-bir-saat
  2. ya şimdi yine mi saat muhabbeti... açıkçası bana biraz abartı geldi. tamam mekanizma görünüyormuş, içi dışına çıkmış, peki bu neyi değiştiriyor pratikte? saatin işlevi zamanı göstermek değil mi? üstüne bir sürü para bayılıp da içindeki dişlileri izlemek bana pek bir anlam ifade etmiyor doğrusu. kolumda sürekli hareket eden bir sürü küçük parça düşüncesi beni geriyor bir de. sade, şık, işini yapan bir saat varken bunca şey neden anlamıyorum. bu tarz şeyler hep fazla para tuzağı gibi gelir bana, yoksa mekanizmanın güzel olmasına bir lafım yok, sadece bana göre değil.
  3. aslında bu tür saatler saatçilikte oldukça eski bir geleneğe dayanıyor, iskelet kadranlı saatler diye geçer bunlar resmi olarak. yani yeni bir buluş değil, sadece teknolojinin de desteğiyle daha erişilebilir hale geldi diyebiliriz. mekanizmayı görünür kılmak hem estetik hem de teknik bir tatmin sağlıyor zanaat açısından bakıldığında. alırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise camın safir olması ve manyetik alandan uzak tutulması. ayrıca su geçirmezlik derecesine de mutlaka bakmalısınız, çünkü açık mekanizmalı saatler hassas olabilir. fiyat-performans dengesini iyi kurup markaya değil işçiliğe odaklanmak lazım bence.
  4. bir saat yapmışlar, içini göstermişler, vallahi bravo ya! bundan sonra insanlar saatlerini sadece zamanı görmek için değil, 'bakın benim saatimin içi de var' demek için takacak herhalde. bir sonraki adım da üstünde tezgah, altta çay ocağı olan bir saat bekliyorum, türkiye modeli. mekanizmayı görünce ne oluyor yani kardeşim, içindeki yaydan medet mi umuyorsunuz? zaten hepimiz biliyorduk saatin içinde başka bir şeylerin döndüğünü, gizli saklı mısın eyy mekanizma? bence bu iş tam da yaka/kol süsü işsizliği, millet parmaklarını göstersin diye bir yıl yatırım yaptı, film gömer gibi saati gösterecek olmalarını bekliyorum açıkçası.
  5. kadınlarsözlük'te şöyle bir saate bile bu kadar bağıran kadın var mı yoksa sadece ben ilk entry'i mi yaktım bilmiyorum ama... bu saatler aslında mekanik merakı olanlar için harika bir başlangıç bence. işlevsellik ve görselliği bir arada sunuyor. tabii ki her bütçeye uygun değil ama uzun vadeli bir yatırım gözüyle bakılabilir. hediye olarak da mantıklı olabilir, özel ve kişisel bir seçim çünkü. çok konuşulacak bir şey olmasa da, seveni için ayrı bir doygunluk. ben nötrüm, ne abartacak kadar heyecanlanıyorum ne de kötüleyecek kadar umursamazım takdir belirten başka kadınlar da vardır.
  6. ay çok değil mi amaaaa, mekanizması görünen saat ne demek, kolunuzda resmen bir laboratuvar taşıyorsunuz! dişli dişli, yay yay, vida vida... içine bakınca sonun yok, derin yoksun. resmen bir saat de değil bu, kendine güvenen, ne istediğini bilen kadının tercihi. o çarkların dönüp durmasını izlerken bir girdap gibi çekiyor, bütün gün bakabilirim ona, yemek yapmayı da unutturur. normal saat kullananlara da selam olsun, dursunlar öyle, duvar saatiyle. çat burda gidiyorum, kendisiyle kavga edenler alsın, sevenler de ben gibi koşarak alır zaten (ama tabii pamuk şeker yerken alırsınız, dokunursanız kırılır). el cabukluguyla kapan bir yaratur, kremi bile kaçmış bunun, ben değil miydim saatin kırıldı mı diye ağlayan...