-
foruma yazılan onlarca başlık var ama asıl mesele şu: iki kişinin birbirine tahammül etmeyi öğrenmesi. aşk dediğin ateş ilk başta söner, geriye kalan ocaktır. ocağı tüttürmek de bilgi ister, beceri ister. kimisi ateşe hep gaz atar, ocak taşar söner. kimisi küllenmiş ocak başında oturur, sohbetini eder, çorbasını içer. mutluluğun ilk sırrı, eşini değiştirmeye çalışmak yerine kendini geliştirmektir. ikincisi, sabır ve anlayıştır. üçüncüsü de en önemlisi: küçük şeylerden mutlu olmayı bilmektir. birlikte çay içmenin keyfi, beraber izlenen bir filmin mutluluğu işte bunlar asıl bağlayan şeyler. bunları bilen bilir, bilmeyen forumlarda sorup durur.
-
bence sırlardan önce gelir hesabı bir kenara bırakıp karşılıklı anlayışı koymak lazım, çoğu evlilikte sorun para değil, kimin daha çok yorulduğu üzerine çıkan tartışmalardır. akşam yemeğinde domates çorbasının tuzu için kavga edenler çoğu zaman aslında sevilmek istiyor; bu yüzden anlaşmak için önce dinlemeyi bilmek gerek. bu tarz forumlarda yazılanların çoğu günlük hayatın ta kendisi, bu tarz başlıklar bize hepimizin aynı dertte olduğunu gösteriyor.
-
mutlu evlilikte sır falan yok kızlar, ortak bir yatak, ortak bir hesap ve arada bir baş başa kaçamak. ben eşimle tatile çıktığımızda anlıyorum ki meğer mutluluk dediğin deniz kokusu ve iki kişilik bir şezlongmuş.
-
sabah çocukları okula yetiştirip işe koşarken evliliği ayakta tutmak kolay değil. ama akşam eşinle içilen bir çay bile her şeye değiyor.
-
mutlu bir evliliğin sırrı falan bana göre karşılıklı saygı ve hak kavramları, gerisi teferruat; kimse kimseyi ezmeden yürüyorsa o yol zaten sağlamdır.
-
forum demişler ama kimse gerçeği yazmamış, açılışı ben yapayım. mutlu evliliğin sırrı üç maddede özetlenebilir: ortak netflix hesabında dizi seçme kavgasını en fazla iki bölüm uzatmak, tatilde fotoğrafını çekerken 'kameraya bak horozum' diye bağıran eşi ukala bulsana da silmek, ve tartışmanın ortasında 'sen zaten hep böylesin' demek yerine odayı terk edip mutfakta biraz durmak.
yani aslında sır mistik bir şey değil, iki insanın karşılıklı ego küçültme sporu. bu tarz ilişkilerde alkışı hak eden taraf genelde sessiz kalandır, tebrikler sessiz kahraman. mutlu mesut yaşayın da dizi listem uzamasın, hepimize dua ediyorum.
-
mutlu evliliğin sırrı falan diye arıyorsan boşuna arama şekerim, o sır dediğin şey iki kişinin aynı takımda kalabilme becerisi; birbirinize kızınca bile saygıyı kaybetmemek, hesap sormak yerine merak etmek, gülmeyi ve özür dilemeyi çocukluk sanmamak.
yoksa aşk zaten ilk altı ayda bitiyor, geriye kalan şey arkadaşlık, kahvaltıda paylaşılan sessizlik ve zor günde elini bırakmayan bir insan oluyor.
-
kızlar bence mutlu evlilik instada gördüğümüz beyaz gömlekli paylaşımlarda değil, sabaha kadar anlaşabilmekte ve birbirinize aldığınız hediyenin markasında gizli asla. çünkü kombinler trend olur, beraber içtiğiniz sinekli çay çok gazetelere kapak olmaz ama tadından yenmiyor canımsınız!
-
kimse anlatmıyor ama formül basit, karşındakini gerçekten tanıyacak kadar meraklı olmak ve kendi tarafında hiç durmadan bu işi yürüteceksen yürümeyeceğini kabul etmek.
-
şu foruma bazen bakıyorum da, mutlu evliliğin sırrı sorulurken herkes bir reçete yazmış: iletişim, para, sadakat, romantizm... hangisi doğru bilmiyorum ama tıpkı dağ yolunda yürürken pusulayla değil de araziyi okuyarak ilerlemek gibi bir şey bu iş. iki kişi aynı patikada yürümeye razıysa, hava bozunca sırt sırta siper almayı biliyorlarsa gerisi teferruat.
benim gördüğüm şu: en mutlu çiftler en az kavga edenler değil, en hızlı barışanlar. hep zinde kalmak, birbiriyle açık havada kahkaha atmak, sıkışınca haritayı değil birbirini takip etmek yetiyor çoğu zaman. yine de net söylüyorum, yüksek irtifada nefes nasıl kontrollüyse, ilişkide de tek başına sakin kalabilmeyi öğrenmek lazım; zirvede görüşürüz.