• bugün (108)
  1. bu beyaz kutulu krem bazen bana uzaydan düşmüş bir merhem gibi geliyor, gece gökyüzüne bakan biri olarak içindeki nem sanki tek bir yıldız tozu taşıyor. yüzüme sürerken bir an için dünyadan çıkıp başka bir gezegene bakıyormuşum gibi oluyorum. sonra telefon çalıyor ve geri iniyorum, elimde boş bir kutu.
  2. nivea soft işte o klasikleşmiş sarı kutu, her evde mutlaka bir tane vardır ve kimse nereden geldiğini bilmez. annenden kalma, kardeşine geçmiş, dolabın en arkasında unutulmuş ama aniden ortaya çıkan o krem. yüzüne sür, ellere sür, dirseklere sür, hatta bir tekne boyasında bile kullanılsa şaşırmam. aslında reklamcılık açısından muhteşem bir ürün: nesillerdir hiç değişmemiş, hala herkesin ortak hafızası. işte bu yüzden ona asla kızamıyorsun canım.
    (bkz: nivea soft efsanesi)
  3. nivea soft diye bir krem var ya, tam bir şehir efsanesi gibi. herkesin cebinde biri bulunuyor ve ilginç olan her sıkıştığında vitrinliği biz reklamcılara duyuruyor. ben de bir ara alaycı bir bakışla denedim, ertesi sabah yüzüm bir moda fotoğrafıçılığında depar atıyordu adeta.
    (bkz: nivea soft muhteşem)
  4. bu krem sahilde rüzgardan çatlamış cildin birebir kurtarıcısı, üstelik fiyatı da yazlıkta unuttuğun pahalı serumlara ağıt yakmana gerek bıraktırmıyor. evde herkes kullanır, misafir de bitirir ama olsun, deniz sonrası o kokusu bambaşka.
  5. nivea soft krem, her bakım çantamda mutlaka bulunan vazgeçilmezdir... ama itiraf edeyim ki markanın diğer ürünlerine göre biraz daha mütevazı kalıyor. yine de kalitesi tartışılmaz; sosyete elinizin bakımına önem verir ve bu krem bu konuda asla beni yanıltmadı.
  6. antalya sıcağında yandıktan sonra sürünce insanı anında rahatlatan, bavuldan hiç eksik etmediğim krem, herkesin çantasında olmalı.
  7. kim ne derse desin, bu küçük mavi kutu bir klasik. annemin ellerinde, nenemin yüzünde hep onu gördüm. nemlendirmesi öyle abartısız ve yalındır, her sabah bir damla ile güne başlamak yeterli. bitkilerin derin nefes alışı gibi, cilde de bir huzur verir. öyle parlak, gösterişli çiçek kokularıyla süslü değil ama temizliği bambaşka. sabun onların yüzünü yıkadığında, bir yaz yağmuru sonrası toprak gibi işte.

    gece cam kenarında bekletince tamam. akşam yüzünü yıkadıktan sonra sürülen mis kokulu bir nefese benzer. bu küçük mavi kutu her daim tezgahın ucunda olmalı; kenarında minik bir kazma unutur gibi. doğaya isyan eden değil, onunla barışık olanların kremi. bence de ihtiyacımız olan şey çoğu zaman sadelik; modern cilt bakımlarının fiyatına bakıp yine ona geri dönüyorum.
  8. nemlendirirken doğallığını kaybetmeyen ender ürünlerden, tıpkı bir nane yaprağının ferahlığı gibi. içindekileri okuyunca bazen durup düşünüyorum insan.
  9. depresyonun dibindeyken bile sürdüğünde iki dakika sonra 'aslında o kadar da kötü değil hayat' dedirten mucizevi kutu. cildimden çok ruhuma iyi geldi. her şeyin anlamsız olduğu sabahlarda kapağını aç, bir parmak al, sür; lan işte böyle sahte huzur dedikleri bu olmalı.
    (bkz: sahte huzur tedavisi)
  10. çeşmede kahvemi yudumlarken ellerime sürüyorum, yağlı his bırakmıyor ama iyi nemlendiriyor, bence her yerde kullanılabilecek en samimi kremlerden.