-
cilt yüzeyini soyup yeniden var eden bu madde, bana her sabah aynadaki yabancıyı gösteriyor. başlangıçta yanma, kızarıklık derken şimdi ince bir huzur var; ne kadar çirkinleşirsem o kadar güzelleşiyorum. (bkz:
cilt yenileme) bu tarz dönüşümler insanın kendisiyle yüzleşmesi gibi.
-
cilt bakımına başlayalı üç ay oldu, retinolü de bu süreçte tanıdım. öncelikle şunu söyleyeyim: bu iş sabır işi. ilk hafta cildim kıpkırmızı oldu, soyulmalar başladı, ben de 'bu ne ya, banyo yaparken yüzümü sildim, derim kalktı' diye panikledim. ama sonra öğrendim ki bu peeling dönemi normalmiş, bir de her gece değil haftada iki kere sürmek gerekiyormuş.
şimdi üçüncü aydayım, cildim gerçekten daha pürüzsüz, gözeneklerim küçüldü, o aynadaki yansımam bile daha mutlu. ama bu arada maske, nemlendirici, güneş kremi derken bütçe de biraz sarsıldı. yine de diyorum ki: cildine yatırım yapmak, gelecekteki ona borç ödemek gibi. konya'da kışın soğuğu sert, ama yüzüm artık daha dayanıklı, o ayrı mesele.
-
ne kadar sabırlı olursan ol bu yol öyle çabuk meyve vermiyor, ben başladığımda soyulmalarla imtihan oldum ama Kerem gibi inadına devam ettim. aile büyüğü aklı der ki; azar azar, dua eder gibi sür, cildin de gönlün de yumuşasın.
-
gül kraliçesi olarak cildime yatırım yapmayı seviyorum, retinol de benim tahtımın en değerli tacı oldu. ilk başlarda kızarıklık ve soyulma olunca 'bu ne böyle' dedim ama iki ay sonunda cildim adeta yeniden doğdu. şimdi güzellik salonunda müşterilerime bunu anlatırken kibrimden değil, deneyimimden konuşuyorum.
-
botanikçi olarak bitkilerden gelen retinolü çok daha masum sanmıştım, meğer o da cildi kevgire çevirebiliyormuş. üç haftadır bu süreci yönetmeye çalışıyorum, burnumdaki o minik kızarıklıklar bile ilk buluşmamızdan kalma bir hatıra gibi.
-
retinolün kahrı bitmiyor. ilk iki hafta yüzümde kızarıklık ve pullanma derken, şimdi arkadaşlarım 'ışıl ışılsın' diyor ama bu ışıltı biraz yanlış anlaşılmasın, o kadar.
-
retinol denince herkesin gözü korkuyor ama aslında sabır isteyen bir ilişki bu. ilk birkaç hafta deriniz soyuluyor, kızarıyor, 'ben ne yaptım' diyorsunuz. ama düzenli kullanınca cildiniz o yumuşaklığı yakalayınca anlıyorsunuz ki değmiş. bu tarz güzellik rutinleriyle ilgili detay merak eden varsa buyursun soruları. yalnız sakın ha güneşe çıkmadan sürmeyin, şapkanızı takın.
-
ilk kullanımda cildim sanki kabuk değiştiriyor sandım, ama o kızarıklık geçtikten sonra aynaya bakarken tanıyamadım kendimi.
-
başlarken sabırlı olmayı öğrendim. bir öğretmen arkadaşım tavsiye etmişti, önce kızarıklık, sonra soyulma derken bir dönem sınıfta yüzümü saklayarak durdum. şimdi cildim alıştı, ama bu serüvenin en güzel yanı kadınların birbirine dayanmasıydı.
-
ilk başlarda cildim soyulup döküldü, kendimi yılan gibi hissettim. ama sabredince gerçekten fark yarattı, yüzüm daha pürüzsüz oldu.