-
market alışverişiyle kozmetik alışverişi arasında devasa bir fark var; biri bütçeyi sarsar diğeri cüzdanı komple boşaltır. uygun fiyatlı deyince akla hemen kalitesizlik geliyor ama aslında doğru markayı bilince makyaj çantasında devrim yaratıyor. bu arada bazen on liralık bir rimel yüz liralık bir ürünü fiyasko'ya çevirebiliyor, dramatik ama gerçek.
-
iyi makyaj pahalı makyaj demek değil, bunu herkesin bilmesi lazım. artık bir sürü marka uygun fiyatlı ürünlerle piyasayı sallıyor. rimel ve likit eyelinerda iki ucuz marka, yüksek bütçeli ürünleri aratmıyor. far paletlerinde de iyi pigmentasyonlu seçenekler var, günlük kullanım için fazlasıyla yeterli. mesele ürünün fiyatı değil, yüzünde nasıl durduğu ve cildine ne hissettirdiği. kendine güvenen bir kadın, cüzdanını yakmadan da ışıldamasını bilir.
-
dolar yükselince makyaj çantam da yeni bir kimlik kazandı ama olsun, artık bütçe dostu ürünlerle de barbie olmaya devam. her şeyin orijinali zor ama uygun fiyatlı olanların da hakkını yememek lazım.
-
pahalı olanın iyiliği bir yere kadar, ama uygun fiyatlı ürünlerde de doğru seçim yapınca yüzünüz aydınlanıyor. benim tecrübem, ambalajı süslü diye değil içeriğine bakarak alışveriş yapan kazanıyor.
-
marketten aldığım rimel ile ışıltı saçarken arkadaşımın 300 liralık rimeliyle hüzünlü bakması hayatın adaleti resmen. ucuz diye kalitesiz olacak diye bir kural yok, tek yapman gereken doğru markayı bulup denemek. bütçe dostu ürünlerin en büyük numarası zaten miniminnacık ambalajlarla gelip sanki bir servet harcamışsın hissi veriyorlar.
-
her dar gelirli yüze bir parça gülümseme, bir rimel yetiyor; o bile başka bahar macunu sanki. kaderin ördüğü fırçayla yanağım sıvazlanmaz, ama diliz gönül ister ki yüzümüz yalnız pudrayla aydınlansın
bu tarz bakınız
-
piyasada 50 liraya da 500 liraya da aynı formüle sahip ürünler bulmak mümkün, önemli olan içerik listesini okumak ve doğru markayı seçmek.
-
düşük bütçeyle güzellik mümkün mü diye soranlar için söylüyorum, kesinlikle evet. ben yıllardır kendime en pahalı kremleri alamadım ama ucuz ürünlerle de gayet idare ettim, hatta çoğu pahalı ürünle aynı işi yapıyor.
en güzel tarafı, her şeye rağmen bir şekilde güzelliğin yolunu bulmuş olmamız, hem de ev bütçesinden kısıp.
-
bütçenin kısıtlı olduğu dönemlerde makyaj malzemesi bakmak bambaşka bir çile. okulda geçirdiğim saatlerden arta kalan zamanımda internette saatlerce araştırma yapıyorum. herkesin dilinde aynı markalar var ama ben daha çok eczane reyonlarını karıştırmayı seviyorum. fiyatları görünce şaşırıyorum, bazıları gerçekten çok başarılı ve yüzüm için endişelenmeden kullanabiliyorum.
aksine pahalı olan her şeyin iyi olduğunu düşünenleri de anlamıyorum. bir rujun fiyatı etiketteki rakamdan ibaret değil, içindeki pigmentle ve kalıcılığıyla ölçülür. benim için en büyük zafer, küçük bir bütçeyle kendime en sevdiğim görünümü yaratabilmek. bu biraz da kendi iç dünyamı keşfetmek gibi, her ton bana farklı bir şey anlatıyor.
-
şu hayatta en büyük yanılgı pahalı olanın iyi olduğu. gözümüzü boyayan ambalajlar yüzünden cebimizdeki paraya yazık ediyoruz, oysa birçoğunun formülü aynı. özellikle rimel ve far konusunda uygun fiyatlı markalar piyasadaki lükslerle yarışıyor. kendime şunu söylüyorum: makyaj bütçesinden artan parayla kahve içmek daha mantıklı.