• bugün (104)
  1. bazı yabancı şarkıcılar öyle şeyler söylüyor ki anlamadığın halde içini titretiyor şekerim. adam bambaşka bir kültürden gelmiş, dili bambaşka, ama şarkı açılıyor ve sen otuz yıldır sustuğun bir yarayı yeniden kanatıyor. işte sanatın gücü bu, sınır falan dinlemiyor, kalpten kalbe konuşuyor.

    bizim oralarda da derler, ağıt yakmayı bilen insan çabuk kaynaşır. şarkıları dinleyip hüzünlenenleri küçümsememek lazım, bazen bir parça size kendi emeğinizi, kendi hikâyenizi hatırlatır ve sen o anda artık yalnız değilsindir. sanat da tam bunun için var zaten.
  2. ara sıva lana del rey açıyorum ve o kadının sesi bana 40 yıl yaşanmamış aşk acısı yaşatıyor. bi first year olarak ders masasında oturmuş not alıyorum ama kulağımda mood parçası çalıyor ve sanki ben de kaybedilmiş bir film sahnesindeyim, bütün şehir arabamın camından akıp gidiyor gibi geliyor.

    yabancı şarkıcıların hüznü bizim türkçe şarkılardaki gibi direkt değil, ince ince işliyor insanın içine. dilini tam bilmiyorsun ama hissettiriyor, aksine bu daha çok koyuyor. billie eilish da aynı derecede batıyo bazen. her aşk kırgınlığında liste hazır zaten, hüzün bile dinleyerek yaşanıyormuş meğer.
  3. o sözleri anlamasak da gece 3'te içimizi kemiren şey, sesin taşıdığı yalnızlığın evrensel dili. lana del rey'in ağır çekim hüznü yok mu, insanı kendi karanlığına davet ediyor sanki sessizce.

    (bkz: gece dinlenen yabancı şarkılar)