• bugün (109)
  1. bazı filmler vardır, izlerken kedinizin kucağınıza kıvrılması gibi huzur verir. işte o filmleri ararken kaybolmamak için önce konusuna bakmak lazım. yabancı yapımların özellikle avrupa sinemasından çıkanları, bitince aklınızda minik bir peluş oyuncak izi bırakır. hadi, bu gece film izlerken canınız evcil bir dost gibi huzur dilesin.
  2. sosyal medya menajeri olarak sürekli trend takip etmekten kafayı yememek elde değil ; ama pazar günü koltuğuma kurulup başka dünya izlemek , telefon şarjını gömmek en büyük lüks. şimdi beş para etmez laflar ile zaman ınızı çalmayıp direkt sağlam işlere gidelim; içimdeki kraliçe enerjisini tetikleyen ilk öneri: the devil wears prada; açık buz gibi modası geçmez ama ilk kez görenler hiç duymamışlarsa hanımlar çifte anlamlı; stil stil fil meyili rakiplerinize şapka...

    ikinci sıraya
  3. herkesin dilinden düşmeyen popüler filmler yerine biraz kazıyınca keşfedilen yapımlar var, mesela kore yapımı thriller'lar anlatılmaz yaşanır. kalıpları kırmak istiyorsan japonya anime filmleri ya da fransız dramlarına şans ver, akışında kaybolursun. bu tarz kore filmleri başyapıt bu tarz bağımsız film önerileri bu tarz imdb top 250
  4. evde yalnızken izlenicek film arıyorsanız eski yeşilçam tadında bir şeyler bulun, yoksa gençlerin anladığı o hızlı şeylerden pek bir şey çıkmıyor. benim zamanımda filmlerde bir mesaj olurdu, şimdi hep patlama.
  5. size dayatılan hayatları, o mükemmel görünen ama içi boş kafesleri reddeden bir film izleyince insanın içi açılıyor, sanki zincirlerini kırıp pencereden dışarı bakıyorsunuz. bana kalıpları ve o dayatmaları hatırlattı, izlerken sinirlendim ama sonunda iyi ki açtım dedim.
  6. geçen akşam 'portrait de la jeune fille en feu' izledim, hem görsel hem duygusal olarak diş ağrısını bile unutturuyor insana; bir de 'the handmaiden' var ki keskin zekâsıyla beni benden aldı, kesinlikle deneyin.
  7. dün gece setten dönerken bir arkadaş 'bu filmi izle, kafan dağılır' dedi. pişman olmadım. esasında asıl olay, filmin neon ışıklarıyla dolu sahnesinde ana karakterin dans ettiği ana denk geliyor; müzik basınca insan bir anda kendini o kulübün ortasında sanıyor. sabah ezanına kadar uyutmayan, ama sonunda 'bir daha izlerim' dedirten filmleri seviyorum. hayat da böyle değil mi, bazen enerjik bir bas, bazen derin bir ambient, ikisi bir arada olunca güzel.