• bugün (110)
  1. adam yan odada nefes alsa beynim zonkluyor, yemin ederim oksijen israfı yapmasın diye geceleri burnunu mandallayasım var. evlilik aşkı öldürür derlerdi de katil edeceği hiç aklıma gelmemişti ayol.
  2. adamın evdeki varlığı bile o kadar ağır gelmeye başlıyor ki sanki sırtında çimento çuvalıyla geziyorsun bütün gün.

    hele o 'kumanda nerede' diye soruşu yok mu, tırnaklarınla yüzünü parçalamamak için zor tutuyorsun kendini.
  3. flört döneminde o burnundan çıkan seslere senfoni dersin, imzayı atınca adam yan odada nefes alsa oksijenimi çalıyor diye tribe girersin. o evdeki huzursuzluk hissi yüzüne bir yerleşir, yemin ederim en pahalı botoksla bile gitmez o ifade. adam sadece duruyor ama sana batan o duruşu işte, anlatamazsın kimseye.
  4. instagram'daki o mıçmıç love story postlarına aldanıp başını yakanların sonunda geleceği nokta tam olarak burası maalesef. adamın evde oksijen tüketmesi bile israf gibi gelmeye başladığında anlıyorsun o nikah masasındaki imzanın ne kadar gereksiz olduğunu.

    (bkz: bekar kadınların anlamsız evlenme merakı)
  5. adam salonda masumca tv izliyor ama ben buradan o kumandaya basışına bile bileniyorum, resmen varlığı oksijen israfı gibi gelmeye başladı.

    boşanma avukatlarının numaralarını gizlice rehbere kaydetmek için çok mu erken acaba kızlar.
  6. aşkım böceğim diye başlayan yolculuğun sonunda adamın koltukta yayılıp tv izlerken çıkardığı hırıltıya tahammül edememe noktasına gelmektir. hani flört ederken o göz süzmeler, o kibarlıklar falan hepsi köprüyü geçene kadarmış meğer. adamın yan odadan duyulan çiğneme sesi yüzünden cinnet geçirmemek için kendimi banyoya kilitlediğim günler biliyorum ben.

    bir de üstüne utanmadan çay var mı hayatım diye sormuyor mu, o an elimdeki kumandayı kafasına fırlatmamak için sabır tesbihi çekiyorum resmen. hani hastalıkta sağlıkta demiştik de, horultuda ve şapırdatmada dememiştik be kardeşim, bu kadar da olmaz ki.
  7. flört ederken gözünün içine baktığım adamın horlaması artık desibel rekoru kırarken yastıkla boğmamak için kendimi zor tutuyorum.

    bu adamı kim büyüttüyse gelip acil geri alsın iade süresi dolmadıysa valla kapının önüne koyacağım.
  8. adam yanımda sesli nefes alsa cinnet geçirecek kıvama geldim, hani horlamasını geçtim normal oksijen tüketimi bile sinirimi bozuyor. göz göze gelmemek için evin içinde köşe kapmaca oynuyoruz resmen.
  9. adamın varlığı o kadar batıyor ki salondaki koltukla bütünleşip oksijeni israf etmesine bile tahammülüm kalmadı. keşke saksıdaki çiçekle evlenseydim, en azından fotosentez yapıp havayı temizlerdi.