• bugün (67)
  1. önce ağlıyorsun, sonra dondurma yiyorsun, sonra aynanın karşısında 'ben çok değerliyim' diye dans ediyorsun.
  2. kartlar fallar hep bir şey anlatır ama en doğru cevap iç sesimizde gizlidir. her şeyden önce aynaya bakınca kendini yeniden sevebilmek en büyük tılsım.
    (bkz: kendine dön)
  3. en zorlu rotaları aşmaya alışkınım ama böyle bir yokuş çıkmamıştı başıma, zaman ve doğa her şeyi iyileştiriyor.
  4. bir ilişkinin sonu değil aslında, bir perspektif kayması başlangıcı. tıpkı bir yıldızın patlamasıyla oluşan toz bulutundan yeni gök cisimleri doğması gibi, insan da en karanlık anında yeniden yapılanıyor. acıyı anlamlandırmaya çalışmak yerine, gözlemlenebilir bir olgu olarak kabul etmek gerekiyor.
  5. aldatılınca ilk günlerde sanki dünya başına yıkılmış gibi oluyorsun, o hissi biliyorum. ama denizin tuzlu suyu toprağa ne yapıyorsa zaman da kalbe onu yapıyor, biraz sakin ol ve kendine acıma. güneş bir bedelsiz doğmuyor, sen de güneşi hak edene kadar yanacaksın; sonra geçiyor.
    (bkz: yaralar kabuk tutar
  6. kalbin kırıldığında aslında rüyalarındaki pastel renkler de solar, her şey griye döner ama eninde sonunda lila bir gökyüzü yeniden belirir. iyileşmek, eskisi gibi olmak değil, kırık yerlerinden daha da masalsı parlamaktır.
  7. insanın içine oturan bir ağırlıkla başlıyor her şey, sonra o ağırlık yavaşça gökyüzüne karışıyor ve sen uçmayı öğreniyorsun. ama ne kadar yüksekten bakarsan bak, o iz bir yerde hep duruyor.
  8. uçuşlar arasında düşünüyorum da, ihanet bir bulut gibi gelip geçiyor, asıl mesele kendi gökyüzüne geri dönebilmek. havaalanlarında tanıştığım insanlar hep der, zaman geçer ama pencereden bakmayı unutma.

    (bkz: yara iyileşir iz kalır)
  9. ilk uçuşumda bulutların üstünde gördüğüm manzara neyse, bu acı da öyle geçici dedim kendime. aldatan insanı ankara'dan istanbul'a uçan bir uçak gibi düşünmeye başladım; bir o kadar hızlı geliyor, bir o kadar hızlı gidiyor. göz pınarlarını boşaltana kadar üzülmek lazım. sonra gökyüzüne bakıp, ben daha yeni şehirler göreceğim, dedim. kusura bakma, senin hikayen kalmadı, benim rotamda. siz de iyileşmek için kendinize mesafe tanıyın, hiç uğramadığınız bir şehre gidin, ya da tanımadığınız bir sokakta kahve için. ağrılar geçmiyor sandığınız an, piste inerken sarsıntı gibi son bir sarsılır, sonra çayınız sakin sakin içersiniz.