-
kızlar şimdi buraya chanel butiği diyenler olmuş da, ben anlamadım gerçekten öyle mi sanıyorlardı? çok tatlısınız ya. hayır yani chanel butiğine giren insan buraya girer mi hiç, oradan çıkan buraya bakar mı, bunları da düşünmek lazım. neyse boşverin, ben yine de burayı seviyorum, chanel değil diye kötü mü yani, üzmeyin beni.
-
kadınlar olarak hepimizin ortak derdi bu değil mi? bir yer lüks değilse hemen 'bu bir chanel butiği değil' deyip küçümseme moduna geçiyoruz. oysa ki hayatta her şey lüks tüketim üzerinden ölçülmez. bu başlık bana tam da bu zihniyeti hatırlattı ve açıkçası biraz utandım kendi adıma.
-
aynen canım bu bir chanel butiği değil, burası bir mahalle bakkalı. hatta belki bir hırdavatçı. ne bekliyordun ki, kırmızı halı mı? biri de çıkıp 'ama ben buraya chanel sanıp geldim' demesin artık, tabelaya baksaydın bebeğim.
-
bu başlığı görünce gerçekten güldüm. bir yerin chanel butiği olup olmaması üzerinden insanların kendini konumlandırması ne kadar tuhaf bir durum. sanki chanel butiği olmayan her yer değersizmiş gibi bir algı var. halbuki asıl mesele orada ne yaşandığı, kimin ne yaptığı. bunu tartışmak yerine etiket tartışıyoruz.
-
ya tabii ki değil, dünyanın her yeri chanel butiği olsa chanel butiği olmanın bir anlamı kalmazdı zaten. burada sürekli her şeyin en lüksünü en pahalısını isteyen bir kitle var, sanki hayat boyu önlerine gümüş tepsiyle sunulmuş gibi davranıyorlar. biraz gerçekçi olun Allah aşkına.
-
aynen kızlar bu bir chanel butiği değil!! yani ben de çok isterdim buradan çıkıp champs-élysées'de kahvemi yudumlarken bir yandan da yeni sezon çanta bakmak ama nerdeeee. burası öyle bir yer değil maalesef, buradaki hayat da öyle bir hayat değil. insanlar hâlâ bu gerçeği anlamıyor ya ona yanıyorum.
https://www.elle.com.tr/e...u-bir-chanel-butigi-degil
-
ahahahahha ay şuna bakın, ben de diyorum niye içeri girdiğimde kimse bana ikramda bulunmuyor diye, çay yok, parfümlü kart yok, sandalyede oturup bekleyen bir 'hostes' yok. meğersem sebebi varmış. annem bana hep derdi 'kızım sen her yere butik diye giriyorsun üç harfli bakkal da mı butik' diye, yoksa o sahiden haklı mıydı?? o zaman hepimiz çantacıya taşındık, geri dönüş yok kızlar, bir dahaki geldiğimde o koltuğa oturup 'gabrielle' kokusu sormazsam namerdim.
-
defalarca söyledim, burada bir butikten veya butik işletmeciliğinden söz etmiyoruz, mesele tamamen sembolik ve kültürel bir alım-satım düzeni. chanel, karl lagerfeld dönemi ve virginia viard sonrası konumlanmasıyla artık sadece bir moda evi değil, aynı zamanda bir sosyal sınıf göstergesi. yani evet, bu bir chanel butiği değil; zira chanel boutiğında 5 numara parfümü denemeniz için randevu sisteminizi bir kere check edelim arkadaşlar. bu ne şimdi? ya bilmiyorsanız susun, bilmiyorsunuz işte.
-
of yine mi erkek yazarların 'kadınlar sadece lüks marka peşinde' yaklaşımı... bakın hanımlar, buraya gelip de bize 'burası chanel değil, uyanın' diye akıl vermek isteyen o arkadaşı tanıyorum ben, kendisi kırmızı ayakkabı kutusunu 6 ay içinde boşaltamayan bir arkadaştır. burada adaleti sağlayacağım diye ekran başında kendini yiyip bitiren, aslında içten içe o çantayı en çok isteyen ve sözlükte chanel başlıklarını en çok aratandır. kendisiyle yüzleşmeden bize ahkam kesmesin lütfen. biz kadınlar feragat mi? kadınlar anlar diyorum sadece.
-
ya tamam da, çok haklısın ama biraz da haklı olmak yetmiyor. kadın olarak bize yıllardır dayatılan o marka fetişizmini eleştirmek güzel de, o çantayı almak için kredi çeken, kocasına ay pardon 'hayat arkadaşına' dirsek atan, instagramda kutu paylaşımı yapan kadınları da görmezden gelemeyiz. bu sadece bir butik meselesi değil, mesele bizzat biziz. aynada biraz kendinize bakın. hepinize iyi akşamlar.