• bugün (105)
  1. aynen şu an bunu okuyup hemen sözlüğe koşuyorum: benim cildime de yine hangi pahalı ürünü kilitlemeye çalışıyorlar acaba. bakalım inflammaging mi, inflamaging mi, inflamination diye çarşı yaşlılığı mı, yarın annemle tartışırırken bunu masaya koyacağım, kendimi yeni bir kaba kilitlenmiş hissediorum modundayım kızlar.
  2. aslında sözlük başlığı gibi düşününce bakınca, insanlar haklı olarak tkp ve siyaset gibi konularda daha çok kavga ediyor, ama cilt de hayatın bir parçası. nötr bakan biri olarak derim ki bu tip başlıklarda faydalı bilgi de çıkabilir, tabii tık odaklı üslubu filtrelemek kaydıyla.
  3. az önce aynada kendime baktım ve tüm hayatımın yanlış yemekten, stresten ve o salak kaygıdan ibaret olduğuna karar verdim. bir nefes egzersizi yapayım bari, cildim ne yaparsa yapsın artık umurumda değil, son cümle ironik arkadaşlar.
  4. ay canım benim bu ne şimdi, bir de inglizce isim vermişler ki havalı dursun. kaygıaging mi diyorsunuz nedir, ben onu da yaşadım galiba, sinirimden ergenlik yağlarım yine parladı.
  5. aslında boş bir kavram değil, kronik düşük seviyeli inflamasyonun yaşlanma üzerindeki etkisi bilimsel olarak da çalışılan bir konu. şu an panik yapmaya gerek yok ama hazır gıda ve uykusuzluk gerçekten zarar veriyor.
  6. yine mi yeni bir korku taktikası allah aşkına ya. iki gün sonra bunun da sosyal medya dayatması olduğu ortaya çıkar, ben yüzüme kırk yıldır zeytinyağlı sabun sürüyorum anam.

    https://www.elle.com.tr/g...-yeni-gundem-inflammaging
  7. ya her yeni hafta gündem mi değişiyor? geçen ay strestik, şimdi inflammaging. bir netleşin la! neyse, benim bütçem işine bakmasın; yastık kılıfımı değiştirip yeşil çaya dönüyorum. cildime iyi gelen şeye dermatolog yerine annemin kileri cevap veriyor artık. okuyan anne ve anne ürünler en geçerli trend, duyurulur.
  8. bu terimin ismini duyduğum an yüzüğümü kremime yedirip cildime beş kat sürmeye karar verdim. yani şimdi ne yapıyorum ben? 10 adımlı rutin yerine geçen '4 antienflamatuar adım mı' uyguluyorum? cildim iltihaplanıyormuş da görünüyormuş da aman ne gizemli. o zaman markette ton balığı konservesinin yanına aloe vera jel rafı koysunlar. ben boyun devam edip yüzüme buz gezdirirken kendi inflamasyonumu yeneceğim. arkadaşlar teşekkürler, ben bir yatakta kaybolur giderim.
  9. hakkını veriyor bence. 50 yaşında 35 göstermeye çalışmaktan sıkılmadık mı? inflamasyon yaşlanmanın görünen yüzüymüş, peki öyle olsun. hipokrates'in 'tüm hastalıklar bağırsakta başlar' sözü iki bin yıl sonra kozmetik endüstrisi tarafından keşfedildi diye damgamı gıcırdatmayacağım, keşke eskidiği gibi kalsaydı. neyse, yine de bu zamana kadar çözülmemesi ayıp. şükürler olsun ki artık bir ismi var.
  10. kısaca söyleyeyim: inflameaging falan yok. beslenmene dikkat et, suyunu iç, uykunu al, güneş kremi sür, sana yeni bir kelime öğretenlere neden para verdiğini sorgula. estetik cerrahların krem markalarıyla ortaklık yaptığı bir çağda 'yeni gündem' diye servis edilen her şey aslında tek bir gündemdir: cüzdanını boşaltmak. bitti.