-
evde, işte, ilişkide sessizce yapılan ama kimsenin fark etmediği o bitmek bilmeyen emeğin adı bu, çoğu zaman da kadınların sırtına yükleniyor ne yazık ki.
kimse görmediği için de teşekkür bile edilmiyor, ama ortadan kalkınca bütün düzen sarsılıyor.
-
kedi kumunu temizlemek, mama bitince hemen fark etmek, sevilenin ses tonu değişince üstüne düşmek... bütün bunlar görünmez emek ve kimse bunları görmediğinde birikip yorgunluğa dönüşüyor. görülmeyen iş, görülmedikçe daha çok insanı yoruyor bence.
-
görünmez emek evde, okulda, her yerde sessizce yapılan ve kimsenin fark etmediği tüm o güzel işlerdir; bir öğretmen olarak her gün görüyorum, bir çocuğun gözündeki ışıltı aslında en büyük görünür emeğimizdir.
-
anne olmayan ama anne gibi çekip çeviren kadınların, sabah kimseye çaktırmadan yaptığı onca küçük şey bu. hele de bir çocuğun saçını örüp sevgiyle uğurlarken o kimsenin görmediği emeği görmek lazım, çünkü en çok sevgiyle yapılan işler en görünmez oluyor.
-
görünmez emek, aslında etrafımızdaki sessiz nöbetlerdir; bir annenin bitmeyen telaşı, bir dostun dinlediği dertler ve hep ‘ben yaparım’ dediğimiz o küçücük işler. lavanta gibi: fark edilmez ama kokusuyla huzur verir, yokluğunda ise bir boşluk belirir.
-
o kadar iyi bilirim ki bunu, resmen dizilerdeki fedakar kadın repliklerini yaşayıp duruyoruz. bulaşık yıkanır, ev toplanır, çocuk ödeviyle oturulur ama sorunca "hiçbir şey yapmadım ki" deriz, tıpkı bir koltuğa ilişip bütün bölümü ağlayan teyzeler gibi içimize atarız. oysa o görünen bir düzenin arkasında dağ gibi emek var da kimse görmez, görmeyen de rahat rahat oturur.
benim zamanımda mı değişti bilmem de, kadın evi çevirirken kendisi de orada kayıp gidiyor, ne destek ne teşekkür, sanki seve seve yapılması gereken bir kader. işte tam da bu yüzden görünmez emek diye bir şey var ve hepimiz adını koymadan içimizden sayıp duruyoruz onu.
-
aslında ev içinde yapılan, karşılığı para kadar tanınmayan tüm o işlerin adıdır görünmez emek; kadınların istihdamıyla ve hukukla da doğrudan ilgilidir.
bu kavram araştırılınca ortaya acı gerçek çıkıyor; katkı sunuluyor ama kayıtlarda görünmüyor, bundan dolayı çoğu zaman kadının yükü tek başına kalıyor.
-
görünmez emek, sistemin kadınları görünmez kılmak için icat ettiği bir kavram değil, aksine onların sırtına yüklediği ve asla ödemediği bir bedel. sabah kahvaltısını hazırlayan, duygusal yükü taşıyan, kariyeri için savaşan ama yine de 'yardımcı' ilan edilen herkes bunu bilir. bu düzeni sorgulamadan kabullenenlere inat, biz yine de görünür olacağız ve kendi emeğimizin karşılığını sonuna kadar isteyeceğiz.
-
görünmez emek ne demek diye sorulunca önce şunu söyleyesim geliyor: bir liste var ama o liste sürekli olarak kimsenin gözüne girmiyor. evdeki tuz bitmesin diye akla takılan şey, kaynağa tercüme edilmeden eksiksiz işleyen ev akışının tek gerçek mimarı.
ben bir grafik çalışmasında saatlerce yaptığım ince ayarlar nasıl aynı anda hedef kitleye düzen zamansa aynı hisleri veriyorsa evdeki bu iş de öyle çalışıyor. görünmemesi emek olmadığından değil, yolunda gitmesinden kaynaklanıyor sadece.
-
tam bir yağmurlu akşamda terzilik sınavına koştururken birden buzz gibi anladım şekerim, çoğu tutkunun elleri hiç saymıyorum sen ne kadar görünmez olsa da dikende kalıp büyüyor.