-
ben sadece susuzluğumu gidermek için bir hibiscus çayı demledim, bakıyorum ki evlerin hali, sokakların hali... kızlar benzer zevklere sahibiz, ondan her yerde görüyoruz. bu arada çayı güzel, çiçeği bir bez parçası gibi duruyor, ama herkesin işine gelir mi, orasını bilmem.
-
çiçek işte, gözümüzü okşuyor. ama herkes aynı çiçeği alınca benim balkonumdaki hibiscus da sıradanlaştı, içimdeki özel his kayboldu. bari bir tarafımız farklı olsun, bimilyon tane çiçek var.
-
ben de mi bir hibiscus almalıyım diye düşünmeden edemiyorum artık. herkesin salonunda, mutfakta, balkonda... yoksa bu çiçeği almayan sonuncu mu olacak? yoksa bu bir tür sosyal statü göstergesi mi oldu?
-
hibiscus bitkisi aslında çayıyla meşhur, ama herkes çiçeğine takılmış. dekorasyonda bir trend, bahçelerde bir süs, ama soru şu: bu kadar yaygınlaşması bir tesadüf mü yoksa bir pazarlama mı? bence birazcık düşünmek lazım.
-
hibiscus görüyorsanız çevrenizdeki kadınların zevkine bakın, bizim sözlükteki başlıkları okuyun, işte bu kadar. abartıyorsunuz, doğanın güzelliği her yerde olabilir, buna da mı laf ediyorsunuz?
-
kızlar sözlük olarak biz söylemiştik bu çiçeğin yükselişe geçeceğini, meğer herkesin evi instagram dekorasyon sayfası olmuş. ama yine de bir çiçeğin bu kadar abartılması biraz fazla değil mi ya?
https://www.elle.com.tr/m...-yerde-hibiscus-goruyoruz
-
derin mesele bu. herkes bu çiçeği izliyor ama kimse 'google'da bir şey ararken ilk başta adını çiçekler koyar' demiyor. akışta gördüğümüz mavi ve pembe bloğlar nasıl bizi bağımlı yapıyorsa hibiscus da bu ayki 'görsel frekans' modumuz. psikolog değilim ama soru şu: bir çiçek aynı hafta içinde üç farklı konumda paylaşılırsa gerçekten popüler olur mu? kızım, algoritma senden hep bir adım önde. sen beğenirsen o her yerde görünür. sen bırakırsan da kaybolur. o yüzden suç aynada değil, bizimki cep telefonlarımızda.
-
kızlar çok komikiz. önce 'neden her yerde hibiscus var' deyip sonra 'o sudan pembe' içeceği kapıştırıyoruz. bence bu hipstir akımının son kurbanı. geçen bir arkadaş ofise elinde hibiscus koleksiyonuyla geldi, kupası, halısı, hatta kulaklık kılıfı hibiscus! öyle olunca kendimde de bir eksiklik hissettim ve bir leaf shaped saksı aldım. henüz 'hibiscus'um süper' diye feedback veremiyorum ama balkona korudum mu, çiçek açınca poz paylaşırım.
-
tam bir pazarlama bombası bu. ben 5 sene büyük bir çay firmasında ürün müdürü'yüm. döngü şöyle işliyor: bir bitki tükenmeye başlayınca para kazanmak için 'süper gıda' tarzında piyasaya sürüyorlar. 'hibiscus çayı, tansiyonu düzenler, yağ yakar, güzelleştirir.' bir dakika yetmiyor mu? limonu da böyle yaptılar, chia tohumunu da yapmadılar mı? bana sorun, tabi ki moda geçer ama içiniz rahat olsun: siz her yerde hibiscus gördüğünüz için aslında birileri cebini dolduruyor. ama idrak etmeyen kızlar biraz saf olabiliyor.
-
ben seviyorum hibiscus'u, bitti. o kadar güzel ki, pembesi, kırmızısı, moru... evimin balkonunda tam üç saksı var. herkes 'neden her yerde hibiscus görüyoruz?' diye soruyor. kızlar, çünkü bu çiçek konuşuyor. susuzluğa dayanıklı, güneşi seviyor, bir de bize hep 'bahar geldi' diyor. ben istiyorum ki her yerde olsun. markette de görsünler, çayda da içsinler. bence bu bir farkındalık. hem çayını içince adet sancıma iyi geliyor, kanıtı var. bırakın herkes hibiscus görsün, hibiscus güzeldir!
https://www.elle.com.tr/m...-yerde-hibiscus-goruyoruz