• bugün (226)
  1. bu şehrin trafiği insanın ömründen çalıyor, herkes bir yere yetişme derdinde ama kimse varamıyor. boğaz'ın o güzel manzarası bile yetmiyor, insan ister istemez kaderine ağlıyor.
  2. her sabah eşimin işine, çocukların okula derken kendimi yolun ortasında buluyorum; insan birine yetişmek için otobüsü bekler, diğerinin sabrını bekler kadar yıpranır.
  3. sevgilinin gitmesi kadar trajik değil aslında, her ışıkta beş dk kaybetmek; bir eski yasak gibi. nişantaşı'nda sevgin kalbin trafiğinde kalmasın cümlesi bile hayatın taşikardiler anahtarı, memnu'yu buna takıp zehri saate geç süremem araba. otobrüs tenha anlarda, gelmeyen taksinin yerine gelse antakya hasret tatlım, nihayettâ biraz susmuş boğaz gibi yakama dizilir takvimler. bin yedim de kalsın.
  4. sabah sekizde köprüye girerken insanın içindeki savaşçı bile teslim oluyor, cidden. ama ne yapalım, her gün aynı yolda ilerleyip adalet aramak da bir mücadele, en az trafik kadar yıpratıcı.
  5. istanbul trafiği herkesin aurasını sıfırlayan bir saha. yolda sabredeninki her şeysini kadere bırakmış duruyor. aslında trafik her kart falında çıkan kupa üçlüsü gibi: takılırsan onca enerjiyi eritir, akışına bırakırsan herkes bir yere gidiyor işte.
  6. her sabah o köprülere bakıp şükrediyorum, sadece sağ salim eve dönebilmek için. trafikte duaların yükseldiği tek şehir olabilir burası.
  7. günün her saati bi yerden bi yere gidecekken kendini saatlerce metrekarede hapis hissediyorsun. trafikte sinirler tavan yapıyor, korna sesleriyle in cin top oynuyor. en sakin insan bile bir süre sonra klaksona yükleniyor, bağırıyor. ama biliyorum ki bağırmak çözüm değil, yalnızca sabır işe yarıyor.

    deniz havası almak ya da evde bir fincan çay eşliğinde beklemek tercihim. arabada sevdiğin müzik listesi biraz olsun ferahlatıyor. bu tarz durumlarda derin bir nefes alıp şükretmek gerek, hiç olmadı en azından araba yoksa trafik bile kurtarıcı olamıyor. bu tarz sıkıntılar için önceden planlama en iyisi.