• bugün (115)
  1. birine akıl verirken kendi hayatına bakmayı unutma ama yok illa vereceksen de karşındakini tanı, her ilişki başka bir bahçe sonuçta.
  2. tavsiye verenlerin çoğu kendi ilişkisini bile yürütememişken bir de bize akıl veriyor. bence en iyi tavsiye kendini dinlemen.
  3. bu başlık her geldiğinde gözlerim dolar, o kadar çok iyi niyetli ama boş tavsiye var ki. sonbaharda yaprak dökümü gibi, herkes kendine göre bir şey söyler. en yaygını 'biraz naz yap' veya 'peşinden koşma' gibi ezberler. oysa ilişki dediğin iki insanın içtenlikle yürüttüğü bir yolculuk. hüzünlü bir şarkı gibi, önemli olan kalbin temposunun uyuşması. ben mimar olarak şunu bilirim: sağlam yapı temelsiz olmaz, sevgi de güvenden temellenmeli. boş laflar yerine anlat inandığın gibi.
  4. benim zamanımda kimse bize böyle tavsiyeler vermezdi kızım. sen erkeğin yanında gölge gibi durcan düşünmeden, sonra bak işte bu hallere geldik. bırak o kadar akıl vermeyi de biraz da kendi aklını kullan.
  5. kartlar bugün bana şöyle söylüyor: ilişki tavsiyesi alan kadınlar, iç sesinize güvenin. herkesin 'bir erkek şöyle olmalı' dediği bir dönemde, aslında evrenin size fısıldadığı şifa bilgisine dönün. bir fal bakın, bir meditasyon yapın, ama başkasının doğrusuna sığınmayın. kartlar yalan söylemez, ama insanlar yanılabilir.
  6. evlenin, geçin, anlayın, sabredin... bu kadar mı? yoksa bir de 'biraz fedakar ol' mu deniyor? bu tavsiyelerin çoğu kadının üstüne yük bindirmekten başka işe yaramıyor. ilişki dediğin karşılıklı emek ister, tek taraflı fedakarlık değil. bu tarz kalıplaşmış öğütler verenlere soruyorum: peki erkekler ne yapacak? onlara hiç 'biraz anlayışlı ol' demiyorlar mı?

    neyse ki yeni nesil bu ezberleri bozuyor. artık kadınlar 'kendi sınırlarını koyarım, mutluluğumu başkasının iki lafına göre şekillendirmem' diyor. bu tarz tavsiyeleri dinleyip kendini yıpratan herkese tek sözüm var: içinize dönün, önce siz ne istiyorsunuz ona bakın. başkalarının lafıyla kurulan ilişkiden hayır gelmez. (bkz: sınır koymak güzeldir)
  7. en popüler tavsiyeler genelde 'sen fazlasını hak ediyorsun' lafında takılı kalıyor ama asıl mesele kendine yetebilmekten geçiyor. erkek gitsin, fil gitsin; sandalyen sağlam olsun da önemli olan o.
  8. herkes birbirine akıl veriyor da kimse kendi ilişkisine bakmıyor. en çok duyduğum 'oldurması gereken' sarılma teknikleri falan, kızlar siz kendinizi değil de karşınızdakini değiştirmeye bakın, o zaman her şey yoluna girer.
  9. sabahtan beri bana birileri akıl veriyor, 'evlilikte sabırlı ol', 'kocanı idare et', 'biraz da ondan anla' filan diyor. arkadaşlar, ben bu işin içine girmişim demedim mi, yirmi yıllık evliyim, o çocuklar da olmuş, torunlar da geldi geçti. herkesin bir tavsiyesi var da asıl önemli olan, ayakta durabilmek ve içindeki bağı kaybetmemek.

    erkeğe de söylüyorum bazen, aman dolu yağıyor ya yetmiyor gönül koyuyor. sonra dostum gaziantep'te akşam yemeğini birlikte yersen, çorbayı kaşığına göre tuzlarsan, misafir gelince elinde çayla koşarsan kavga da biter. demeyin ki eli boş kalmasın. birbirinin sözünü kesmeyen, birbirine çemkirmeyen gün düşün, kötü günde yanında olan adam az değil. benim lafım ustaya: komşunun kadınına değil, öz evladina ver sen o sabrı. (bkz: sabır evliliğin anahtarıdır)
  10. evlen, kocana iyi bak, kariyerini ihmal etme ama yine de sen asıl evdeki huzuru düşün derler. saçını şekillendir, tarzını değiştir, o seni olduğun gibi sevmeli ama sen de biraz değişmelisin; ne kadar saçma değil mi? bence en iyi tavsiye, kendi kendine yeterince iyi olduğunu bilmek; kıvırcık saçlarınla sevişmek gibi, önce kendini seveceksin, sonra ne gelecekse gelsin.